Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/9631 E. 2012/10256 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/9631
KARAR NO : 2012/10256
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 13.11.2008 gün ve 2007/575 Esas, 2008/774 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan mağdure vekili, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 gün ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın, maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığının belirtilmesi ve olayda da mağdurenin dosyaya yansıyan maddi bir zararının da bulunmadığı gözetilmeden, 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesinde öngörülen diğer koşullar tartışılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olup olmadığına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Sanığın, mağdureyi evlenmek için cinsel amaçla kaçırdığının anlaşılması karşısında, TCK.nın 109/5. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, katılan mağdure vekili, katılan vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.10.2012 tarihinde kısmen oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Sanığın suç tarihinde 14 yaş 6 aylık mağdureyi rızasıyla alıkoyması eyleminde, 15 yaşından küçük çocukların olayları değerlendirme yeteneklerinin gelişmediği ve bu nedenle rızalarına itibar edilemeyeceği düşüncesiyle çocuk olmaları maddenin unsuru kabul edilerek, rızalarına itibar edilebilecek olsa suç oluşmayacakken, 109/1. madde uyarınca ceza verilmesi karşısında, temel cezanın aynı Kanunun 61/3. maddesinde öngörülen “birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz” hükmüne aykırı olarak, maddenin unsuru olmamasına rağmen suçun rıza ile işlendiği ancak 15 yaşından küçük çocuğun rızasına itibar edilememesi nedeniyle alıkoyma eyleminin içtihatla suçun unsuru kabul edildiği, suçun işleniş şekline göre cezanın 109/3. madde uyarınca çocuk olma gerekçesine dayanılarak ayrıca arttırılamayacağının gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğu kanaatinde olduğumdan, kısmen çoğunluk düşüncesine katılmıyorum.