YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5513
KARAR NO : 2019/17632
KARAR TARİHİ : 09.10.2019
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
2-SOSYAL İŞ SENDİKASI ADINA AVUKAT …
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, olumlu yetki tespitine itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkil şirketin ÎTÜ Ayazağa Kampüsü Teknokent Arı-1 Binası No: 10 Maslak Sarıyer İstanbul adresindeki merkezinde faaliyet gösterdiğini, özellikle belge sayısallaştırma, evrak barkodlama, belge tarama, görüntü işleme, arşivleme ve döküman yönetimi, form işleme, OCR/ICR/OMR, otomatik belge sınıflandırma, otomatik veri yakalama, saklama ve benzeri konularında yazılım, teknoloji ve ürünler geliştirdiğini, bununla birlikte geliştirdiği yazılım tabanlı teknoloji ve ürünlerin kullanımına ve uygulanmasına yönelik olarak dosya teslim – tesellümü, kağıt evrakların düzenlenmesi, barkodlanması, ayrıştırılması, taranması, görüntü iyileştirmesine tabi tutulması, îndekslenmesi, elektronik belge yönetimi, arşiv yönetimi gibi sistemlere aktarılması ile fiziksel arşiv hizmetlerinin verilmesi gibi birbirinden farklı iş alanlarında olan ancak iç içe geçmiş faaliyetlerinin de bulunduğunu, davalı … tarafından müvekkili şirkete gönderilen 23.8.2017 tarihli 73820 sayılı yetki tespiti konulu yazıda özetle müvekkili şirkete ait 10 nolu işkolunda faaliyet gösteren işyerlerinde -işletmede toplu sözleşme yapmak için yetki tespiti isteminde bulunan davalı … İş Sendikası’nın yasanın aradığı gerekli çoğunluğu sağladığının tespit edildiğinin bildirildiğini, olumlu yetki tespiti niteliğindeki söz konusu yazının 5.9.2017 tarihinde müvekkili şirket merkezine tebliğ edildiğini, söz konusu yetki tespiti kararına karşı müvekkili şirket adına itiraz edildiğine dair bildirimin görevli makam olan Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’ne 11.9.2017 tarihinde ve yasal süresi içinde sunulduğunu, davalı Bakanlık tarafından müvekkiline tebliğ edilen diğer davalı … İş Sendikası’nın müvekkiline ait işyerinde işletmede toplu sözleşme yapmak için yetkili olduğunu belirten dava konusu yetki tespiti kararının hukuka aykırı olduğunu, davalı … İş Sendikası’nın toplu sözleşme yapma yetkisi alabilmek için 6356 sayılı Yasa’nın 4. maddesinde belirlenen şekilde “kurulu bulunduğu iş kolunda çalışan işçilerin en az %1” oranındaki üye sayısına sahip olmadığını, yetki tespiti kararının bu ön koşulun yokluğu nedeniyle iptalinin gerektiğini iddia ederek, davalı Bakanlık tarafından diğer davalı … İş Sendikası’nın müvekkili Şirkete ait işyerlerinde-işletmede toplu sözleşme yapmak için yasanın aradığı çoğunluğu sağladığını belirterek 23.8.2017 tarihli 73830 sayılı (olumlu) yetki tespiti kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … İş Sendikası vekili; işverenin toplu iş sözleşmesini geciktirmek amacıyla yetki itirazında bulunduğunu, müvekkili sendikanın … Bilişim San ve Tic AŞ’ne bağlı işyerlerinde toplu iş sözleşmesi sürecini başlatmak üzere …’na 15.8.2017 tarihi itibariyle çoğunluk tespiti başvurusunda bulunduğunu, …’nın 23.8.2017 tarihli yetki tespit yazısında davacı … Bilişim San ve Tic AŞ işyerlerinde toplam 853 işçinin çalıştığının, müvekkili sendikalı 359 üyesinin olduğunun ve müvekkili sendikanın yetkili sendika olduğunun tespit edildiğini, bu durumda müvekkili sendikanın söz konusu işletmede toplu iş sözleşmesi almak için gereken yasal koşulları taşıdığına hiçbir şüphe olmadığını, işverenin de bu gerçeğin bilincinde olduğunu, ancak işverenin sadece ve sadece toplu iş sözleşmesini geciktirmek amacıyla söz konusu çoğunluk tespitine itirazda bulunarak yetki tespiti davası açtığını, davacı işverenin yetki itirazı hakkını iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı biçimde kullandığını, itiraz dilekçesinde işkolu tespiti ile ilgili olarak ileri sürülen iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, işkolu tespitine ilişkin davaların toplu iş sözleşmesi sürecini etkilemediğini, müvekkili Sendikanın kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az %1’i oranında üye sayısına sahip olmadığı ve bu nedenle yetki tespiti kararının iptali itirazının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacının işletme değil işyeri esası üzerinden tespit yapılması gerektiği iddialarının da yasal dayanaktan yoksun olduğunu, …’nın resmi belgeler üzerinde yaptığı inceleme sonucunda müvekkili Sendikaya yetki belgesi verdiğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı Bakanlık vekili; Bakanlık kayıtlarının incelenmesinde Sosyal İş Sendikası tarafından … Bilişim San. ve Tic. A.Ş. işyerinde toplu iş sözleşmesi yapmak için 15.8.2017 tarihinde yetki tespit başvurusunda bulunulması üzerine 6356 sayılı Sendikalar Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca Bakanlığa yapılan yetki tespit başvurularının aynı Kanun’un 41. maddesinin 7. fıkrası gereğince Bakanlığa gönderilen üyelik ve üyelikten çekilme bildirimleri ile işverenler tarafından Sosyal Güvenlik Kurunmuna yapılan işçi bildirimlerinin birlikte değerlendirilmesiyle sonuçlandığını, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 41. maddesinin birinci fıkrasında “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla İşçi sendikası, toplu iş sözleşmesi kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması halinde bu işyeri ve işletme için toplu İş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.” beşinci fıkrasında da “Bir iş kolunda çalışan işçilerin yüzde birinin tespitinde Bakanlıkça yer yıl Ocak ve Temmuz aylarında yayımlanan istatistikler esas alınır. Bu istatistiklerde her iki işkolundaki toplam işçi sayısı ile işkollarındaki sendikaların üye sayıları yer alır. Yayımlanan İstatistik, toplu iş sözleşmesi ve diğer işlemler için yeni istatistik yayımlanıncaya kadar geçerlidir. Yetki belgesi almak üzere başvuran veya yetki belgesi olan işçi sendikasının yetkisini daha sonra yayımlanacak istatistikler etkilemez.” hükümlerine yer verildiğini, işverenlerin işyerlerini Sosyal Güvenlik Kurunmuna tescil ettirirken Kuruma bildirdikleri işin mahiyetine göre Kurum tarafıdan her bir işyeri için NACE kodu tayin edildiğini ve her bir NACE kodunun da müvekkili Bakanlıkta bir işkolu karşılığının bulunduğunu, müvekkili bakanlığın yetki tespiti otomasyon yazılımı marifetiyle Sosyal Güvenlik Kurumundan işyerlerini NACE kodlarına göre elektronik ortamda ilgili iş koluna atadığını, davacı şirket tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu İşkolları Yönetmeliği’nin 10 sıra numaralı (ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar) işkolunda tescil ettirilen işyerlerinin dava konusu yetki tespiti kapsamında değerlendirildiğini, işveren tarafından diğer işkollarında tescil ettirilen işyerlerinin işletme kapsamındaki yetki tespitine dahil edilemediğinin ve çoğunluk hesaplanmasında dikkate alınmadığını, ayrıca davacı işverenin işletme kapsamında yetki tespiti verilen 10 sıra numaralı işkolundaki işyerleri ile ilgili olarak herhangi bir işkolu tespiti başvurusunda bulunmadığının anlaşıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, davacının davalı sendikanın kurulu olduğu iş kolunda %1 çoğunluğunun bulunmadığı ve bu sebeple de yetki belgesinin geçersiz olduğunu iddia ettiği, bu bakımdan 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 72. maddesinin 2. fıkrasının 07.09.2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiği, bu madde uyarınca 07.09.2018 tarihine kadar davacı sendikanın yetki başvurusunda bulunma hakkının bulunduğu, başvuru tarihinin 15.08.2017 olduğu dikkate alınırsa artık yasal çoğunluğun aranmayacağının açıkça ortada olduğu, davacı vekilinin bir diğer itirazının işyerinin işletme düzeyinde değil işyeri düzeyinde olduğunu bu sebeple % 40 değil % 50 çoğunluk esasına göre konunun değerlendirilmesi gerektiği yönünde olduğu ancak davalı bakanlık tarafından işverenin işyerlerini sosyal güvenlik kurumuna tescil ettirirken kuruma bildirdiği işyeri mahiyetine göre verilen nace kodu ve yine davacının birden çok işyerinin mevcut olduğu, bunların aynı iş kolunda olduğu dikkate alındığında 6356 sayılı kanunun hükümleri çerçevesinde olayda işyeri bazında değil işletme bazında yetki çoğunluğunun belirlenmesi gerektiği ve bu halde de %40 çoğunluğun esas olduğu görüşü benimsenmiş olup bu yönden de davacı tarafın itirazının yerinde olmadığı, davacının iş kolu yönünden de itirazının bulunduğu, Bakanlıkça davacı … Bilişim San ve Tic. A.Ş tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna iş kolları yönetmeliğinin 10 sıra numaralı ticaret büro eğitim ve güzel sanatlar iş kolunda tescil ettirilen işyerlerinin dava konusu yetki kapsamında değerlendirilmiş olduğu, yine bakanlıkça işveren tarafından diğer iş kollarında tescil ettirilen işyerlerinin işletme kapsamındaki yetki tespitine dahil edilmediği kurum cevabından anlaşılmakla ve bunun yanı sıra davacı işverenin işletme kapsamındaki yetki tespiti verilen 10 sıra numaralı ticaret eğitim ve güzel sanatlar iş kollarındaki işyerleri ile ilgili olarak herhangi bir iş kolu tespit başvurusunda bulunulmadığı hususunun bildirildiği, 6356 sayılı yasanın 5. Maddesi hükmü gereğince yetki başvuru tarihine kadar iş koluna herhangi bir itirazın yasal süresinde yapılmadığı, bakanlık yazısından anlaşıldığı gibi başvuru tarihinden sonra yapılan bir itirazın da işbu hüküm çerçevesinde bir sonraki toplu sözleşme dönemi için geçerli olacağı dikkate alındığında bu yöndeki davacı itirazının da yerinde olmadığı, davacının prosedür dosyasında bildirilen çalışan ve sendikalı listelerine göre yetki tespiti başvuru tarihi olan 15.08.2017 tarihinde davalı sendika üyeliği gerçekleşen çalışanlar bulunduğunu belirterek sayıya itiraz ettiği, buradaki itirazın çalışanlara değil çalışanların üye olduğu tarihe ilişkin olduğu, başka anlatımla başvuru tarihinde üye olanların geçerli olup olmayacağı noktasında olduğu, esasen başvuru tarihinde üye olanların üye sayılacağının yasanın amir hükmü olduğu, bu nedenle davacının bu itirazının da yerinde olmadığı, yine prosedür dosyasına göre yetki tespiti başvuru tarihi olan 15.08.2017 tarihinde şirketten ayrılmış olan çalışanların mevcut olduğu, başvuru tarihi itibarı ile işten ayrılan çalışanların toplam kişi sayısına dahil edilmesinin doğru olmadığı beyan edilmişse de işten ayrılma tarihinde fiilen çalışan olarak kabul edildiğinden yani bir başka anlatımla o gün çalıştıktan sonra ayrılan olarak nitelendirildiğinden bu konudaki davacı talebinin de yerinde olmadığı, üyelerin farklı tarihlerde sendika üyelik başvurusunda bulundukları, aynı sayılı ancak farklı tarihli kararlarla üyeliğe kabul edildiği yolundaki iddianın da değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Mahkememizce de benimsenen bilirkişi raporunda tespit edilen çalışanlar listesi ve çalışanlar listesi üzerinde de işyerinde örgütlenmiş olan Sosyal İş Sendikası, … Koop İş Sendikası, … Büro İş Sendikası’nın üyelik tarihleri ve yapılan değerlendirme sonucunda işyerinde çalışan işçilerin arasında dava dilekçesi ekindeki vekalette işveren vekili olarak gözüken Osman Taşkın’ın bu listede adının olmadığı, böylece yapılacak değerlendirmede işveren vekili çıkartılmadan sayılara itibar edilmesi gerektiği, çalışan sayısı 854, sendikalı sayısı 359 olmakla davalısendikanın işyerinde çoğunluk sendikası olduğu, bir an için davacının iddia ettiği 12 kişinin çalışan sayısına eklenmesi gerektiği yolundaki görüşün kabulü halinde dahi bu değerlendirmede değişen bir durum olmayacağı, her halükarda % 40 çoğunluğun sağlandığı ve davalı Sendikanın başvuru tarihi itibarı ile yetkili ve çoğunluk sendikası durumunda bulunduğu, bu nedenle Bakanlık tespitinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) İstinaf:
Karara karşı davacı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesi’nce kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
F) Temyiz:
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
H) Gerekçe:
4857 sayılı Yasanın 2.maddesinin gerekçesinde iş yeri tanımı teknik bir amaca, diğer bir deyişle mal ve hizmet üretimine yönelik ve değişik unsurlardan meydana gelen bir birim olduğu belirtilmiştir. İşyerinin sınırlarının saptanmasında “işyerine bağlı yerler” ile “eklentiler” ve “araçların” bir birim kapsamında oldukları belirtildikten sonra özellikle bir işyerinin mal ve hizmet üretimi için ayrı bir alanı da kullanması halinde bunların tek işyerimi yoksa bir birinden bağımsız işyerleri mi sayılacağı konusunda “amaçta birlik”, aynı teknik amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünden bağlılık ile “yönetimde birlik”, aynı yönetim altında örgütlenmiş olma koşullarının aranacağı düzenlenmiştir. Öte yandan teknolojik ve ekonomik gelişmeler bir işyeri çerçevesinde mal ve hizmet üretimi, pazarlama ve müşterilere sunulması yönünden çok yönlü bir yapısal değişikliği gerektirmesi nedeniyle bir işyerinin amacının gerçekleşmesinde işlerin görülmesi işyerinin kurulu bulunduğu “yerin” dışına taşmış, özellikle “işveren kurulan iş organizasyonu” içerisinde işyeri niteliğinde olmayan irtibat bürolarına veya yurt genelinde veya ilin içinde işlerin yürütüldüğü örgütlenmeye kadar genişletmek gereksinimi duyulmuştur. Bu bağlamda 2.maddede “iş yeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür” hükmü getirilmiştir (Bu konuda ayrıntılı bilgi için Bkz.Esener, Turhan: İş Hukuku Bası 3 Ankara 1978 sh 83-84; Ekonomi, Münir: İş Hukuku, Ferdi İş Hukuku C 1, İstanbul 1987 sh 59; Çelik, Nuri: İş Hukuku Dersleri Bası 21, İstanbul 2008 sh 56-57; Narmanlıoğlu, Ünal: İş Hukuku II Ferdi İş İlişkileri Bası 3 İzmir 1998 sh 121; Süzek Sarper; İş Hukuku Bası 4 Ankara 2008 sh 173-178; Mollamahmutoğlu Hamdi İş Hukuku Bası 3 Ankara 2008 sh 191-201; tüm genişliği ve ayrıntılarıyla Yenisey/Doğan, Kübra: İş Hukukunda İşyeri ve İşletme, Yayınlanmış Doçentlik Tezi, İstanbul 2007 sh 23-37).
İşyerinin özelliğini veren temel öğe teknik amaçtır. Mal ve hizmetin kazanç amacıyla yahut başka bir amaçla üretilmesi arasında bir fark bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla hizmet üretimi veya mal üretimi tek başına teknik bir amaç olabilir. Sonuç olarak işyeri teknik bir amacı gerçekleştiren temelde örgütsel bir birlikteliktir. İşyeri sürekli bir organizasyon içerisinde örgütlenmeyi gerektirir. Organizasyon özünde maddi ve maddi olmayan öğelerin yanında emeğin varlığını da içinde barındırır.
Aynı işverene ait iki üretim birimi aynı teknik amacı elde etmek için örgütlenmişse yahut bu yerlerde aynı teknik amacın farklı üretim amaçları gerçekleşiyorsa amaçta birlik sağlanmıştır.
Farklı üretim birimlerinin tek bir işyeri sayılması için aynı arazi sınırları içinde bulunmaları gerekmemektedir. Fakat birimler arasındaki uzaklık işlerin tek elden yürütümünü engelleyecek boyutta olmamalı çünkü farklı birimler arasında amaçta birlik bulunsa dahi yönetimde birliğin sağlanmasının zorluğu tartışmasızdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı Şirkete ait olup dava konusu tespite konu olan işyerlerinin merkeze bağlı mı yoksa bağımsız nitelikte birer işyeri mi olduğu, bu anlamda “bağımlılık unsurunun” açıklığa kavuşturulup, netice itibariyle yetki tespitin işletmesel düzeyde yapılmasının yerinde olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gereklidir.
Dava konusu yetki tespitinde davalı Sendika’nın 15.08.2017 başvuru tarihi itibariyle davacı Şirket ve bağlı 10 nolu işkolunda faaliyet gösteren işyerlerinde işletmesel düzeyde Yasa’nın aradığı gerekli çoğunluğu sağladığı kabul edilmiş, davacı Şirket ise, merkezinin “İ.T.Ü. Ayazağa Kampüsü Teknokent Arı-1 Binası No:10 Maslak-Sarıyer/İSTANBUL” adresinde bulunduğu, faaliyet alanlarıyla ilgili yazılım, teknoloji ve ürün geliştirme çalışmalarının genel olarak şirket merkezinde yapıldığını, söz konusu yazılım, teknoloji ve ürünlerin kullanımına ve uygulanmasına yönelik olan belge ayrıştırması, taranması, görüntü iyileştirmesine tabi tutulması, barkodlanması, indekslenmesi, elektronik belgelerin yönetimi, sistemlere aktarılması, fiziksel arşivleme hizmetleri ise, iş sahiplerinin taleplerine göre şirket merkezinde veya müşterinin kendi işyerinde veya gösterdikleri başka yerlerde de yapılabildiği, faaliyet alanlarıyla ilgili ürettiği yazılım, teknoloji ve ürünleri, verdiği diğer hizmetlerden bağımsız olarak tek başına satışa sunamadığı, Şirketlerinin sadece geliştirdiği ve ürettiği yazılım ürünlerini satarak gelir elde etme gibi bir faaliyetinin bulunmadığı, kısaca “e-dönüşüm” olarak tanımlanabilecek olan dökümanların dijital ve fiziksel arşivlenmesi işlerini ise; sadece kendi geliştirdiği ve ürettiği yazılım ürünlerini kullanarak yaptığını, bunun dışında 3. kişilerden teknoloji satın alarak müşterilerine verdiği hiçbir hizmetinin olmadığını, dolayısıyla şirketin tüm faaliyetlerinin birbirinden farklı iş alanlarında olan, ancak iç içe geçmiş faaliyetler olduğunu, bu konuda en önemli hususun ise Şirket merkezinde geliştirilen yazılım ve ürünler olmaksızın, şirket merkezi dışındaki diğer işyerlerinin tek başına varlığını sürdürebilmesi mümkün olmadığını, öyle ki şirket merkezinde geliştirilen yazılım ve ürünler, e-dönüşüm hizmetlerinde kullanılmadıktan sonra, bu yazılım ve ürünlerin geliştirilmiş olmasının da tek başına hiçbir anlamının olmadığı, dolayısıyla Şirket merkezi ile merkez dışındaki işyerlerinin tamamı birbirine sıkı sıkıya bağımlı olduğundan, her biri diğerinin varlığı ile birlikte kendi varlığını devam ettirebilen işyerleri olduğu, Şirket faaliyet alanlarıyla ilgili yazılım, teknoloji ve ürün geliştirme çalışmalarını asıl olarak şirket merkezinde yapıldığı, yazılımların hizmete dönüştürülmesine ilişkin dijital ve fiziksel arşivleme hizmetlerini ise, esas olarak “İTOB Organize Sanayi Bölgesi Ekrem Demirtaş Cad. No:42 Tekeli – Menderes / İZMİR” adresinde bulunan kendi işyerinde verdiğini, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarına verdiği “dijital arşivleme” hizmetleri ise; belgelerin kamu kurumu dışına çıkarılması mümkün olmadığından, kamu kurumu tarafından gösterilen adreslerde verildiğini, yine; özel kişi ve kuruluşlara verilen dijital arşivleme hizmetleri de, müşterilerin bu hizmeti kendilerine ait işyerlerinde almak istemeleri halinde, müşterilere ait işyerlerinde veya onların gösterdikleri yerlerde verildiğini, bu şekilde, Türkiye’nin birçok şehrinde bulunan kamu kurumları ile özel kişi ve kuruluşlara, ürettiği yazılımlarla birlikte dijital arşivleme hizmeti verdiğinden birden fazla şehirde birden fazla işyerinin bulunması, Şirketlerinin özellikle tercih ettiği bir durum olmadığını, müşterilerin kendilerine ait işyerlerinde veya kendi gösterdikleri diğer yerlerde hizmet almak istemelerinden kaynaklandığını, bu nedenlerle; günümüzdeki teknolojik ve ekonomik gelişmeler, reel iş hayatının gerektiği zorunluluklar doğrultusunda, asıl işyerinde gerçekleştirdiği mal ve hizmet üretimini pazarlayabilmesi ve müşterilerine sunabilmesi ve bu şekilde işyerinin nihai amacının gerçekleşebilmesi için, “aynı iş organizasyonu içerisinde”, ancak işyerinin kurulu olduğu merkezin dışında işlerin yürütüldüğü diğer işyerlerinin ortaya çıktığını açıklayarak yetki tespiti için gerekli çoğunluğun belirlenirken, “işletme” kriterine göre yüzde kırk oranının değil, “işyeri” kriterine göre yarıdan fazla oranının esas alınması gerektiği yönünden itiraz öne sürmüştür.
Bu itiraza ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesince SGK’ya tescil ettirilirken kuruma bildirilen işyeri mahiyetine göre verilen nace kodu esas alınarak bir değerlendirme yapılması, yine Bölge Adliye Mahkemesinin ise sadece işyerlerinin “pek çok şehire dağılmış” olmasından hareketle sonuca gitmesi yeterli ve yerinde olmamıştır. Zira nace kodu, aynı işverene ait işyerlerinin bağlı yer mi bağımsız yer mi olduğuna tespitinde ayırıcı bir kriter olmadığı gibi yönetimde birliğin sağlanıp sağlanmadığının tespitinde işyerlerinin mekânsal yakınlığı da tek başına yeterli olan bir kriter değildir.
Ayrıca yargılama safhasında hukukçu bilirkişiden raporlar alınmış, dava Şirketin faaliyet alanında uzman olan bilirkişiler aracılığıyla Şirkete ait işyerlerinde hiçbir incelemenin yapılmadığı görülmüştür.
Bu bağlamda davacı Şirketin faaliyetleri, Şirkete ait işyerlerinin mahiyeti, niteliği, bağımsız olup olmadığı, merkeze bağımlılık unsurunun olup olmadığı ve bilhassa işverenin faaliyeti açısından birden fazla işyeri açılmasının zorunluluk olup olmadığı ve buna bağlı olarak farklı şehirlerde geçici sürelerle açıldığı iddia edilen işyerlerinin Şirketin hizmet verdiği kişilere ait olup olmadığı veya giderlerinin hizmet verdiği kişiler tarafından karşılanıp karşılanmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gereklidir. Özellikle de bu değerlendirmenin yapılabilmesi için davacı Şirketin faaliyet alanının özelliğine göre bu işyerlerinin Şirket müşterilerinin talepleri üzerine ortaya çıkan sözleşmesel zorunluluklar nedeniyle veya kamu ihale mevzuatı ve SGK mevzuatından doğan yasal zorunluluklar nedeniyle, geçici sürelerle açılıp iş bitiminde kapatılan işyerleri olup olmadığının tereddüde mahal verilmeksizin ortaya konulması gereklidir.
Dolayısıyla yargılamanın geldiği bu safhada Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacının yetki tespitine konu işyerlerine ilişkin işyerlerindeki organizasyonu ve varsa işyerlerinin birbirleriyle ilgilerini gösterir yönetsel belgeler dosya kapsamına dahil edilmeli, davacı Şirketin faaliyet alanında (bilişim) uzman bir bilirkişinin de yer aldığı heyetten gerekirse keşif veya yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle rapor alınarak burada yapılan işlerin bağımsız nitelikte olup olmadığının belirlenerek işletmesel düzeyde tespit yapılmasının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinden ibarettir.
Eksik inceleme, yetersiz ve yerinde olmayan değerlendirmeyle sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
H) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine 09/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.