Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2019/2552 E. 2019/8176 K. 03.12.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2552
KARAR NO : 2019/8176
KARAR TARİHİ : 03.12.2019

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.07.2009 ve 05.05.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 27.05.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl ve birleştirilen dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Asıl ve birleştirilen davada davacı, murisi …’a ait 107 ada 78 ve 100 parsel sayılı taşınmazlar lehine, davalılara ait taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmesini talep etmiş, kayıt maliki …’ın davacı dışındaki diğer mirasçıları da davaya muvafakat etmişlerdir.
Bir kısım davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu 107 ada 78 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine; dava konusu 107 ada 100 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne, 107 ada 100 parsel sayılı taşınmaz lehine, 107 ada 90 parsel sayılı taşınmaz aleyhine geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ve davalı … temyiz etmiştir.
1)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacının temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2) Davalı …’ın temyiz itirazlarına gelince;
Türk Medeni Kanununun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Somut olayda; yüzölçümü oldukça küçük olan 107 ada 90 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulması, geçit irtifakı ile yükümlü kılınan 107 ada 90 parsel sayılı taşınmazın ekonomik olarak kullanılmasını oldukça zorlaştıracağından mahkemece diğer alternatifler de değerlendirilerek geçidin yüzölçümü büyük olan parsellerden kurulmasının mümkün olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davalı …’ın temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.12.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.