Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/5950 E. 2019/10226 K. 12.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5950
KARAR NO : 2019/10226
KARAR TARİHİ : 12.11.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, dava konusu 548 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olduğunu, dere yatağında kalması nedeniyle özel mülkiyete konu olamayacağını, davalı adına kayıt ve tescil edilmesinin yolsuz tescil niteliğinde olup yok hükmünde bulunduğunu, dere, dağ, tepe, mera vs niteliğinde olan taşınmazın yolsuz şekilde davalı adına kayıt edildiğini belirterek, tapunun iptali ile terkin kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşımazın hükmen tescil yolu ile kayıt edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve tespit dışı bırakılması gereken taşınmaz hakkında düzenlenen tespit tutanağının yok hükmünde kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 548 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı adına yapılan yolsuz tescilinin tapu sicilinden terkinine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerin tescil harici bırakılması isteğine ilişkindir.
Somut olayda; (Eski) 548 parsel (yeni 781 ve 782 nolu parseller), kadastro çalışmalarında senetsizden davalının miras bırakanı … … adına tespit edilmiş olup maliye hazinesi tarafından 20.04.1989 tarihinde açılan tespite itiraz davası ile 304, 307, 545, 547 ve 548 parsel sayılı taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu gerekçesiyle taşınmazların hazine adına tespit ve tescili talep edilmiştir. … Kadastro Mahkemesinin 31.08.1990 tarihli ve 1989/15 Esas, 1990/64 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilerek taşınmazların tespit maliki … … mirasçıları adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 05.03.1992 tarihli ve 1991/9864 Esas, 1992/3963 Karar sayılı ilamı ile onanan hüküm, karar düzeltme yoluna gidilmeksizin 01.5.1992 tarihinde kesinleşmiştir.
Bu karar üzerine bu parsel hükmen … Kızı … … vd adına tescil edilmiş olup hali hazırda 781 ve 782 nolu parsellere ifraz gören taşınmaz, davalı adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda kesin hüküm 303. maddede ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup buna göre; “(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
(2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder.
(3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir.
(4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanunu’nun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır.
(5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir.” ve yine HMK’nin 114/1-i bendinde “ kesin hüküm” dava şartları arasında sayılmıştır.
Somut olaya gelince; yukarıda bahsedilen dosya dikkate alındığında taraf birliği bulunduğu, dava konusu ve hukuki sebebin aynı olduğu, yapılan yargılama sonunda dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmadığı belirtilerek tespit malikinin lehine karar verildiği anlaşıldığına göre, kesin hükmün Mahkemece dikkate alınması gerekmektedir.
Taraflar arasında daha önce görülmüş … Kadastro Mahkemesinin 31.08.1990 tarihli ve 1989/15 Esas, 1990/64 Karar sayılı dava dosyası kesin hüküm niteliğindedir.
Hal böyle olunca Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.