YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5220
KARAR NO : 2019/8188
KARAR TARİHİ : 09.12.2019
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sonucunda,… Mahallesi çalışma alanında bulunan 766 parsel sayılı 1.068,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, işgalcisinin Hasan … olduğu belirtilmek suretiyle, tapu kaydı uyarınca tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, bilahare yapılan güncelleme çalışmalarında da taşınmazın İlhami Süner’in kullanımında olduğu tapunun beyanlar hanesinde belirtilmiştir. Davacılar … ve …, dava konusu taşınmazın kendi fiili kullanımlarında bulunduğunu ileri sürerek dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının talebinin kadastro tespitinden önceki nedene dayalı olduğu ve dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacılar, 770 parsel sayılı taşınmazın adlarına kayıtlı olduğunu, taşınmaz üzerinde evlerinin de bulunduğunu ancak taşınmazın kendi fiili kullanımlarında bulunan bir bölümünün komşu 766 parsel sayılı taşınmaz içerisine katıldığını ileri sürerek dava açmışlardır. Mahkemece, dava konusu taşınmazda yapılan güncelleme çalışmaları sonucunda kullanıcı olduğu belirlenen İlhami Süner’i davaya dahil etmesi için davacı tarafa süre ve imkan verilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmamış, mahallinde keşif yapılmak suretiyle ihtilafın ne olduğu belirlenmemiş, davacı tarafça dayanılan hakkın tespitten önceye mi, yoksa sonraya mı ilişkin olduğu tespit edilmeksizin hüküm kurulmuştur. Bu şekilde, yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın ve eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, öncelikle davacı tarafa, dava konusu taşınmazda lehine kullanım şerhi bulunan İlhami Süner’i davaya dahil etmesi için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin sağlanması halinde dahili davalıdan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve teknik bilirkişi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte davacılardan, iddia ve taleplerinin ne olduğu, taleplerine konu taşınmazın neresi olduğu sorulmalı; yerel bilirkişi ve tanıklardan, nizalı taşınmazın bilinen ilk kullanıcısının kim olduğu, kimden kime nasıl geçtiği, tespit tarihi itibari ile kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı, davacı tarafın varsa taşınmazdaki kullanımının tespitten önce de var olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; teknik bilirkişiden, yapılan keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ile tanık sözlerini denetlemeye elverişli rapor alınmalı, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine,
yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
09.12.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.