Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/4398 E. 2019/10844 K. 03.12.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4398
KARAR NO : 2019/10844
KARAR TARİHİ : 03.12.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili, davalı …, davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı, maliki olduğu 6776 ada 8 parsel sayılı taşınmazına bina inşa etmek için kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını ancak davalıya ait yapının kendi taşınmazına taşmasından dolayı ruhsat alamadığını ileri sürerek elatmasının önlenmesine, yapının taşan kısmının yıkılmasına ve ecrimisile karar verilmesini istemiş, birleştirilen davada diğer kayıt malikine karşı taleplerini yinelemiştir.
Davalı …, taşkınlığın imar düzenlemesi sonucu oluştuğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, imar düzenlemesi öncesi davalıların kayıttan veya mülkiyetten kaynaklı bir haklarının bulunmadığı gerekçesiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne, elatılan alanın küçük olması ve kiraya verilme ihtimali bulunmaması dolayısıyla da ecrimisil isteğinin reddine dair verilen karar, davacı vekili ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleştirilen dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalıların tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
2. Davacı vekilinin ecrimisil isteğine yönelik temyiz itirazına gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, arsa nitelikli 6776 ada 8 parsel sayılı taşınmazın davacı adına, aynı ada 9 parsel sayılı taşınmazın ise 1/2’şer paylarla davalılar … ve … adına kayıtlı olduğu, davalılara ait taşınmaza inşa edilen yapının 18.06.2014 tarihli fen bilirkişisi raporuna göre “A” ile işaretli 4m² kısmı ile “B” harfi ile gösterilen 3,5m²’lik merdiven kısmının davacıya ait 8 parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince, davalılara ait taşınmaza inşa edilen evin 4m²’lik kısmı ile merdiven olarak kullanılan 3.5m²’lik kısmının davacıya ait taşınmaza taşkın olduğu açıktır.
Hal böyle olunca; davalıların, hiçbir haklı nedene dayanmadan davacıya ait taşınmaza müdahale ettiği gözetilerek işgal edilen alan bakımından tespit edilen/edilecek ecrimisile karar verilmesi gerekirken müdahale edilen alanın az olması gerekçesiyle ecrimisil isteğinin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı … ve Halil’in tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 56,96 Tl peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 170,86 TL’nin davalı … ve davalı …’ten ayrı ayrı alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 03.12.2019 tarihinde karar verildi.