YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5459
KARAR NO : 2013/9056
KARAR TARİHİ : 16.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan protokol gereğince müvekkili tarafından davalıya 7.000,00 TL nakit elden ödeme yapıldığını, ayrıca 30/10/2009 vade tarihli 16.000,00 TL bedelli, 30/11/2009 vade tarihli 16.000,00 TL bedelli, 30/12/2009 vade tarihli 16.000,00 TL bedelli, 30/01/2010 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli, 28/02/2010 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli, 30/03/2010 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli toplam 93.000,00 TL değerinde bono verildiğini, böylece toplam 100.000,00 TL tutarlı ödeme yapıldığını, bu bonolardan 30/10/2009 tarihli 16.000,00 TL bedelli bononun ödenerek iade alındığını, ayrıca müvekkili tarafından muhtelif tarih ve değerlerde ödeme yapıldığını, toplam 31.057,69 TL borca mahsuben davalı temsilcisi …’e mal teslim edildiğini, yine 16/04/2010 tarihinde …’e 58.000,00 TL para ödendiğini, bununla birlikte davalıya ait stant ve aksesuarların da teslim edildiğini, böylece müvekkilinin davalıya olan borcunu faizleriyle birlikte ödediğini, davalının haksız yere elinde bulundurduğu kıymetli evrakları tahsil etmek istediğini belirterek 30/11/2009 vade tarihli 16.000,00 TL bedelli, 30/12/2009 vade tarihli 16.000,00 TL bedelli, 30/01/2010 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli, 28/02/2010 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli, 30/03/2010 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli bonolardan borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili lehine %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından müvekkiline toplam 93.000,00 TL değerinde bono ile 7.000,00 TL nakit verildiğini, verilen bonolardan 30/10/2009 tarihli bononun ödendiğini ve davalıya iade edildiğini, diğer bonoların zamanında ödenmediğini, ayrıca davacının iddia ettiği kısmi ödemelerin toplamının 16.450,00 TL olduğunu, bunun dışında icra dosyasına ya da haricen ödeme yapılmadığını, …’e haricen 58.000,00 TL ödeme yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, bu ödemenin davalıya ulaşmadığını, ayrıca … tarafından davacı hakkında evrakta sahtecilik suçundan savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, borca mahsuben mal iadesi iddiasını kabul etmediklerini, bu nedenlerle davanın reddine ve inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre davacının davalıya toplam borcunun 106.219,11 TL olduğu, davacı tarafından 55.428,48 TL ödeme yapıldığı, bunu aşan tutarı ise davacının ispatlayamadığı, davacı defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığından kendisi lehine delil teşkil etmeyeceği, 58.000,00 TL ödeme iddiasına ilişkin delil olarak ibraz edilen tutanak başlıklı belgeye ilişkin Cumhuriyet Savcılığında yapılan bilirkişi incelemesinde bu ibarenin sonradan yazılmış olabileceği yönünde görüş belirtildiği, ayrıca davacı defter ve kayıtlarında bu tutar ile ilgili herhangi bir kayıt ve belge bulunmadığı, bu sebeple bu tutarla ilgili ödeme iddiasını da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 26.209,37 TL borçlu bulunmadığının tespitine, fazla istemin reddine, şartlar oluşmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 16/04/2010 tarihli “tutanaktır” başlıklı belge ile ilgili Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/807 E. sayılı dosyası ile … aleyhine özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı dosya kapsamı ile sabittir.
Hal böyle olunca mahkemece, BK 53 “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretine haiz bulup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinden verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir….” maddesi (Türk Borçlar Kanunu m.74) kapsamında ceza davasında saptanacak maddi olaylar, hukuk hakimini bağlayacağından özellikle, dava konusu 16/04/2010 tarihli belge ile ilgili Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/807 Esas sayılı ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesi ve varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde, hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.