Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/15408 E. 2013/22501 K. 10.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15408
KARAR NO : 2013/22501
KARAR TARİHİ : 10.12.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/07/2011 tarih ve 2010/223-2011/405 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı birleşen davada davacı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-davalı vekili asıl davada, müvekkili ile davalı …’ın davalı şirketin ½ hissedarı olduğunu, ortaklar kurulu kararı ile her iki hissedarın münferit imza yetkisiyle donatıldığını, ortakların bir birlerine karşı boşanma davası açtıklarını, davalı …’ın münferit imza yetkisinden istifade ederek şirkete ait araçları sattığını ve gelirini kendi hesabına aktardığını, şirket adına kayıtlı iş makinelerini yurt dışına götürmek için Gümrük müdürlüğüne müvekkili adına sahte dilekçe ve taahütname verdiğini ileri sürerek, şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-davacı vekili, …’ın yetkili müdür sıfatından faydalanarak şirketin parasını zimmetine geçirdiğini, bu paralarla başka bir şirket kurduğunu, karar defterinde müvekkili adına sahte imza atmak suretiyle kararlar aldığını, bu nedenle şirketin feshini isteme hakkı bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş, birleşen dava ile de aynı iddialarla davacı-davalı …’ın şirket müdürlüğünden azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tarafların açtıkları boşanma davasındaki birbirine yönelik ithamları ve diğer hukuk davaları karşısında, eş olarak bir arada olmama iradelerini açıklayan tarafların ortak olarak şirkette bulunmalarının mümkün olmadığı, şirket ortağı olan …’ın iki ortaklı şirkette açılan fesih davasına karşı koymasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine, birleşen dava yönünden ise şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirket yönetim yetkisinin tafiye memurlarına geçtiği, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı-davacı … vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan geçici kayyum tayinine yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, limited şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin olup, davalı … yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş ise de, şirket fesih ve tasfiye davalarının şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, şirket ortağı davalı … hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davalı … hakkında da yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Birleşen dava, şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece, şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirket yönetim yetkisinin tafiye memurlarına geçtiği, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 6762 sayılı TTK’nun 552. maddesi yollamasıyla 216 vd maddelerinde, mahkemece atanan tasfiye memurlarının görev ve yetkileri belirlenmiş olup, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilip, şirkete tasfiye memuru atanmış olması tek başına şirket müdürünün görev ve yetkilerini ortadan kaldırmaz. Nitekim 6762 Sayılı TTK’nın 440. maddesi “Şirket tasfiye haline girince organların vazife ve salahiyetleri, tasfiyenin yapılabilmesi için zaruri olan fakat ve mahiyetleri icabı tasfiye memurlarınca yapılamıyan muamelelere inhisar eder.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda, şirket müdürlüğünden azle ilişkin deliller değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davalı/ davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı/davacı … vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı/davacı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı/davacı … yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı-davacı …’ iadesine, 10/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.