YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7821
KARAR NO : 2013/22726
KARAR TARİHİ : 12.12.2013
MAHKEMESİ :FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.03.2013 tarih ve 2012/23-2013/42 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1997 yılından bu yana “ROMAN” markasını farklı yazım biçimleriyle hazır giyim ve tekstil sektöründe tescilli olarak kullandığını, markanın sektörde herkesçe bilinen tanınmış bir marka olduğunu, davalının 2003 yılında “ROMANO BOTTA” ibaresini marka olarak aynı sınıflar için tescil ettirdiğini, her iki markanın bir bütün olarak karşılaştırılması sonucu markalar arasında çağrışım yoluyla dahi olsa karıştırma ihtimalinin bulunduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin tanınmışlığından yararlandığını ileri sürerek, hükümsüzlük talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece verilen direnme kararının bozulması üzeri yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 1998 yılında tescil ettirdiği “ROMANO BOTTA” ibareli markasının bulunduğu, bu markaya ilişkin açılmış bir hükümsüzlük davası bulunmadığı, Dairemiz bozma ilamında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b madde hükmü koşullarının davacı yararına oluştuğunun kabulünün gerektiği belirtilmekte ise de, karar düzeltme talebi üzerine verilen kararda “davalı vekilinin seri marka ve kullanım sonucu markaya ayırt edicilik kazandırıldığı yönündeki savunmalarının, bozma kararına uyulduğunda mahkemece değerlendirileceğinin tabii bulunduğu” nun içtihat edildiği, bu gerekçe dikkate alınarak bilirkişi heyetindan alınan ek raporda davalının markasını ihracat markası olarak dava tarihinden önce ciddi bir biçimde kullandığı ve kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırdığı görüşünün açıklandığı, her ne kadar halen yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK’nın 7. maddesine göre karıştırma ihtimali engeli kullanım yoluyla ayırt edicilik sayesinde aşılamıyor ise de, hükümsüzlüğü istenen 2003 07870 nolu markanın tescil başvurusu tarihi olan 07/04/2003 tarihinde yürürlükte olan KHK hükümüne göre bunun mümkün olduğu, kaldı ki, davalının markasının davacı ile bir ilgisi bulunmayıp İtalya’da kurulu bulunan ROMANO BOTTA S.R.L. Şirketi’nin ticaret unvanındaki çekirdek unsur olan “Romano Botta” sözcüklerinden oluştuğu, davalının davacıya ait markadan yararlanma amacından söz edilemeyeceği, davacının, İtalya’da kurulu şirketten aldığı izin ile markasını tescil ettiren davalının 1998 tarihli tesciline 9 yıl sessiz kalarak hak kaybına uğradığı, davalının 1998 tarihli markası hükümsüz kılınmadıkça dava konusu 07.04.2003 tarih ve 2003 07870 sayılı markasının hükümsüz kılınmasının mümkün bulunmadığı, davacının markasının bu tarih itibariyle tanınmış olduğunu da ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve uyuşmazlık konusu markanın daha önce davalı adına tescilli 1998/200056 sayılı “ROMANO BOTTA” markasının serisi niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan kararın ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.