YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17295
KARAR NO : 2013/22771
KARAR TARİHİ : 12.12.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/07/2012 tarih ve 2011/168-2012/166 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar ile müvekkili arasında 09/04/2009 tarihinde hisse devrine ilişkin protokol imzalandığını, bunun için mali müşavirden rapor alındığını, bedelin 1.695.000 olarak belirlendiğini. 1.099.000 TL şirket alacakları mahsup edildikten sonra 596.000 TL karşılığında bono düzenlenerek davalılara verildiğini, ortaklıktan ayrılma süresinde taraflar arasındaki çekişme nedeni ile davacının bu sözleşmeyi imzalamaya zorlandığını, TTK 520/5 maddesi gereğince pay devri veya devir vaadi hakkındaki sözleşmenin yazılı şekilde yapılarak imzası noterce tasdik edilmemesi halinde geçerli olamayacağını, bu nedenle 09/04/2009 tarihli hisse devrine ilişkin protokolün de geçersiz olduğunu ileri sürerek bu protokol gereğince verilen 13 adet 45.846 TL’lik toplamda 596.000 TL tutan senetlerden dolayı, borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının 2008 tarihinden itibaren şirketi temsile yetkili kılındığını ve şirketin tasfiyesine karar verildiğini, davacının bir başka şirket kurarak aynı alanda faaliyet gösterdiğini, tasfiye kararının uygulanması için tarafların ortak kabulü ile mali müşavirden rapor alındığını ve hisse devrine ön hazırlık olarak 09/04/2009 tarihli protokolün imzalandığını, davacının 596.000 TL bedelde toplam 13 adet senedi davalılara verdiğini ve herhangi bir zorla imza olayının olmadığını, temlik bedelinin alınamadığını ve davacının senetlerin tahsilini engellemek için mallarını üçüncü kişilere devrettiğini, söz konusu protokol imzalandıktan ve müvekkillerinin edimini yerine getirmesinden sonra protokolün iptalini istemenin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalıların 09/04/2009 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu’nun 503598 Sicil numarasında kayıtlı Akademi Yapı Endüstriyel Mühendislik Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi‘nde bulunan davalılara ait hisselerin davacı ve dava dışı …’a devri konusunda anlaştıkları ve bu anlaşma uyarınca yeminli mali müşavir aracılığı ile şirketin öz sermayesinin tespit edildiği buna göre hisse bedellerinin belirlenerek devir karşılığında hisse senetlerinin nasıl ödeneceğinin düzenlendiği, ve bu ödemelerin tamamlanması için toplam 596.000 TL’nin 13 eşit senet ile ödenmesinin kararlaştırıldığı, bu sözleşmenin hisse devrine ilişkin bir sözleşme olması nedeni ile ve şirketin de limited şirketi olması nedeni ile kanunun öngördüğü şekil olan yazılı ve imzaların noter tarafından tasdik edilmiş bir sözleşme olması gerektiği; ancak 09/04/2009 tarihli protokolde hisselerin devrine muhatap olan şirketin çeşitli şirketlerden olan alacaklarının nasıl ödeneceğinin de bu protokol ile düzenlendiği, bu nedenle de bu protokolün şirketin ve davalıların borç ve alacaklarının tasfiyesine dair protokol olduğu, hisse devrinin yapılacağına ilişkin vaat kısmının geçersiz olduğu; ancak davalılardan …’nun 26/05/2009 tarihinde Beyoğlu 17. Noterliği’nde dava dışı … ile imzaları onaylanan hisse devir sözleşmesi ile hisselerini protokolde geçen …’a devrettiği, diğer davalı …‘ın da aynı tarih ve aynı noterlikteki imzası onaylanan hisse devir sözleşmesi ile hisselerini davacı …’a devrettiği, böylece taraflar arasındaki protokolün hisse devri vaadine ilişkin kısmın kanunun aradığı şekilde gerçekleştirildiği ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanan karara göre devir işleminin kabul edilerek pay defterine kaydedildiği, daha sonra şirket merkezinin 2 kez taşınmasına karar verildiği, …’ ın şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmasına karar verildiği, böylece şirketteki davalılara ait hisselerin davacıya ve protokolde ismi geçen dava dışı …‘a devredildiğinin ve yeni hissedarların da şirket üzerinde işlem yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafın işlem yapıldıktan yaklaşık 1 yıl kadar sonra bu davayı açmasının ve devir vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği, davacının sözleşmeyi imzalamakta zorlandığına dair iddiadan öte bir delilinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.