YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5524
KARAR NO : 2013/22714
KARAR TARİHİ : 12.12.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.11.2011 tarih ve 2010/761-2011/436 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 14.08.2008 tarihinde davalının “Forum Trabzon Alışveriş ve Ticaret Merkezi” işyerinde güvenlik hizmeti vermek üzere karşılıklı edim ve taahhütleri içeren 3 yıllık bir sözleşme yapıldığını, davacının ekonomik olarak büyük bir ana şirketin kuruluşu olup, Forum alışveriş merkezlerinin imalat ve işletmesini yaptıklarını, hem davalı hemde yasa gereği Emniyet Müdürlüğü’nce verilen hizmetin sürekli ve periyodik olarak denetlendiğini, buna rağmen davalının geçerli ve haklı bir nedene dayanmaksızın “gördüğümüz lüzum üzerine” demek suretiyle süresi dolmadan sözleşmeyi haksız şekilde feshettiğini, sözleşmenin 9. maddesinde fesih koşullarının ayrıntılı olarak düzenlendiğini, davalının davranışının sözleşme koşullarına uygun bulunmadığını, bu maddenin davalıya sözleşmeyi sınırsız olarak fesih edebilmek hakkını vermediğini, sözleşmelerin yorumunda “güven” ilkesinin esaslarının geçerli olduğunu, tarafların haklarını kullanırken objektif iyi niyet kurallarına uygun hareket etmek zorunda olduklarını ileri sürerek müvekkilinin sözleşmeyi sonuna kadar ifa edebilmek bakımından yapmış olduğu yatırımlardan fesih ile boşa giden bedelinden şimdilik 5.000 TL, mahrum kalınan kazanç bedelinden şimdilik 5.000 TL olmak üzere toplam 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında bağıtlanan sözleşme içeriğini doğrulamış sözleşmenin 9. maddesi ile müvekkilinin bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde en az 3 ay önceden noter marifeti ile feshi ihbar yapabileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşmenin aradığı süre ve şekil şartını yerine getirdiğini, Beşiktaş 25. Noterliği’nden 23.11.2010 tarih ve 17896 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin 9/b bendinin düzenleniş amacının diğer sebeplerle fesih durumunun belirlenmesi olduğunu, tarafların özgür iradeleri ile bağıtlanan sözleşmede feshi için mutlak olarak haklı bir nedenin aranmadığını, yalnızca süre şartına uymak koşulu ile müvekkiline sözleşmeyi fesih hakkını verdiğini, kaldıki davacının müvekkilinin çalışanları ile işbirliği yaparak haksız menfaat elde ettiğini, bu işbirliği içerisinde sözleşmelerin rayiç bedellerin üstünde rakamlarla imzalandığını, davacının hem olumlu hemde olumsuz zararını isteme hakkının bulunmadığını, manevi tazminat koşullarının somut olayda gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b. maddesi uyarınca, 23.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile ihtarname keşide edilerek sözleşmenin 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, ihtarnamenin aynı tarihte davacı şirkete tebliğ edildiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmeyi fesih etmesi için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği, davalının da bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının maddi tazminat ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, bu durumun davacının kişilik haklarına saldırı sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arsındaki sözleşmenin 9/b. maddesi “müşteri işbu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sona erdirmek istediği takdirde asgari üç ay önceden noter marifetiyle feshi ihbar yapabilir…” hükmüne haizdir. Davada halli gereken sorun bu madde hükmünün davalıya mutlak bir hak bahşedip bahşetmeyeceğine ilişkindir.
Yasaların ve sözleşmelerin her hükmüne uygulanması gereken MK’nın 2. maddesine göre, herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükellef olup, bir hakkın sırf başkasını ızrar eden kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Uyuşmazlık konusu sözleşme maddesi, bu yasa hükmünün ışığında yorumlandığında maddenin davacıya keyfi olarak nitelenebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerekir. O halde davalının fesih için bir sebep göstermesi ve bu sebebin haklı olması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, varsa davalıya fesih sebebini açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini ibraz ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.