Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/17840 E. 2013/22716 K. 12.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17840
KARAR NO : 2013/22716
KARAR TARİHİ : 12.12.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.11.2012 tarih ve 2008/145-2012/507 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.12.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı …’un 2006 yılı Eylül ayı içerisinde müvekkili şirket’ten istifa etmek suretiyle ayrıldığını, ancak ihtarla verilen 3 günlük süreye rağmen müvekkiline ait olan … plaka sayılı Opel Astra markalı aracı iade etmediğini, kendi yöneticisi olduğu diğer davalı şirket işlerinde kullanmakta olduğunu, bu nedenle piyasada araç kiralama işlerinde geçerli olan günlük fiyat tarifesi üzerinden ihtar tarihine kadar geçen 510 günlük süre karşılığı olan 20.400 TL kira bedelinin tahsilinin talep edildiğini ancak ödenmediğini, müvekkilinin ticari faaliyetlerinde kendisine ait aracı kullanamamaktan dolayı zararı bulunduğunu, araç yerine yeni bir araç ikame edemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile mülkiyeti müvekkiline ait aracın haksız olarak Eylül 2006 yılından beri kullanılmasından dolayı zilyetliğinin davacı şirket’e devrine kadar geçecek süre dahil her gün için doğmuş ve doğacak kira bedeli karşılığı 20.400 TL’nin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 5.8.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 24.410 TL’nin faizi ile davalılardan tahsilini istemiştir.
İşbu dosya ile birleşen Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/363 esas sayılı dosyasında davacı vekili, asıl davadaki iddialarla davacı şirket’e ait olup davalı tarafından ihtara rağmen iade edilmeyerek elinde kalan … plaka sayılı aracın davacı şirket’e iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde aracın değerinin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İşbu dosya ile birleşen Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/298 esas sayılı dosyasında davacı vekili, asıl davadaki iddialarla 03/04/2008 tarihine kadar aracın kullanılamamasından doğan kira bedelinin davalılardan tahsilinin talep edildiğini, aracın halen davacı şirket’e iade edilmediğini ileri sürerek 04/04/2008 tarihinden dava tarihine kadar tahakkuk eden 80.000 TL kullanım bedelinin 11/03/2008 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 12.09.2012 havale tarihli dilekçesi ile toplam 82.180 TL’nın davalılardan faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, müvekkili …’un davacı şirket’in 22/05/2007 tarihine kadar %10 hissesine tekabül eden 130 payına sahip ortağı olduğunu, diğer ortağın tutum ve davranışları nedeniyle ortaklık ilişkisinin 22/05/2007 tarihli hisse devir senedi ile şirketin diğer ortağı olan …’nın oğlu …’ya devredildiğini, devir bedelinin ödenmediğini, davacının husumet yönelttiği tüzel kişilikle ilgili talebini ispatlaması gerektiğini, davalı Şirket yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, yedinde olmayan şeyin iadesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, aracın davacı adına kayıtlı olduğu Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/68 esas sayılı dosyasında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucu verilen kararla taraflar arasında söz konusu aracın kullanım ve mülkiyetine ilişkin ihtilafın hukuki nitelik taşıdığı gerekçesi ile …’un üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verildiği, dava konusu aracın zilyetliğinin, davalılarda olduğu dosyaya ibraz elden akaryakıt makbuzlarından ve faturalardan kesin olarak anlaşıldığı, kaldı ki kendi yedinde bulunan aracın zilyetliğinin iadesini talep etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 24.410,00 TL ecrimisil alacağının davanın açıldığı 03/04/2008 tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, birleşen Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/363 esas sayılı davanın kabulü ile dava konusu olan … plaka sayılı aracın davalılarda olan zilyetliğinin davacı şirket’e iadesine, aracın iadesi mümkün olmadığı takdirde, dava konusu aracın dava tarihindeki değeri olarak hesaplanan 22.500 TL bedelin 03/04/2008 tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, birleşen Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/298 esas sayılı davanın kabulü ile 82.180,00 TL tutarındaki ecrimisil alacağının davanın açıldığı 04/08/2011 tarihinden itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece alacağın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği halde davacı vekilinin asıl ve birleşen Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/298 esas sayılı dosyasında ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihlerinden itibaren faizin yürütülmesine karar verilmesini talep etmesinde hukuki yararı bulunmadığından bu yöne ilişen temyiz isteminin HUMK’nın 427. madde hükmü uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Mahkemece asıl ve Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/298 esas sayılı dosyasında davanın ıslah edilen miktarları yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde tüm alacak miktarı için dava tarihlerinden faize karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın HUMK 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 1.bendinin 2. fıkrasında yer alan “davacının sabit olan 24.410.00 TL ecrimisil alacağının davanın açıldığı 03.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilip, davacı şirkete ödenmesine” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “davacının sabit olan 24.410.00 TL ecrimisil alacağından 20.400 TL’nın davanın açıldığı 03.04.2008 tarihinden itibaren, 4.010 TL’nin 5.8.2011 ıslah tarihinden itibaren işleyecek, avans faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilip, davacı şirkete ödenmesine” cümlesinin hüküm fıkrasına konulmasına, yine kararın hüküm fıkrasının 3. bendinin 2. fıkrasında yer alan “davacının sabit olan 82.180 TL tutarındaki ecrimisil alacağının davanın açıldığı 04.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınıp, davacı şirkete ödenmesine” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “davacının sabit olan 82.180 TL tutarındaki ecrimisil alacağından 80.000 TL’nın davanın açıldığı 4.8.2011 tarihinden itibaren, 2.180 TL’nın 12.09.2012 ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınıp, davacı şirkete ödenmesine” cümlesinin hüküm fıkrasına konulmasına, kararın düzeltilen işbu şekli ile ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, alınmadığı anlaşılan 103,50 TL temyiz başvuru harcının ve 72,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.