Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3521 E. 2017/7627 K. 18.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3521
KARAR NO : 2017/7627
KARAR TARİHİ : 18.10.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Hakaret, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs
Hükümler : 1- Hakaret suçundan dolayı TCK’nın 125/1, 125/3-a, 62/1, 52/2-4, 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçundan dolayı CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat

Hakaret suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçundan kurulan beraat hükümlerinin temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.04.2017 tarihli tebliğnamesi ile dosyanın gönderildiği Yargıtay 18. Ceza Dairesince 04.05.2017 tarihli, 2017/3252-2017/5069 sayılı karar ile temyiz inceleme görevinin “…temyize konu edilen beraat kararına ilişkin olarak dava açan belgedeki en ağır yaptırım öngören ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçunu incelemekle görevli Yargıtay 12. Ceza Dairesine ait olduğu…” ifade edilerek dosya Dairemize gönderilmiş ise de;
Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 27.12.2016 tarihli, 2016/Bşk-141-2016/141 sayılı; “…Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun istikrarlı kararlarıyla sürdürülen uygulamaya göre, temyiz incelemesine konu olan suçların yaptırım miktarlarında suç tarihinden sonra tebliğname tarihine kadar yapılan değişiklikler dikkate alınıp tebliğname tarihindeki yaptırım miktarları göz önünde bulundurularak görevli ceza dairesi belirlenmeli, çeşitli suçlara ilişkin açılan davalardan en ağırı belirlenirken de, suçun temel şekline göre hapis cezasının üst sınırı daha fazla olan suça ilişkin dava daha ağır kabul edilmeli, üst sınırlarının eşit olması halinde alt sınırı daha fazla hapsi gerektiren suça ilişkin davanın daha ağır olduğu sonucuna varılmalıdır. Hapis cezası ile birlikte öngörülen adlî para cezaları ise, her iki suça ilişkin hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının eşit olması halinde dikkate alınmalıdır. Somut olayda 03.12.2015 tarihli tebliğname tarihi itibarıyla, kanun yararına bozmaya konu suçlardan iddianamede anlatılan ve sevk maddeleri gösterilen; adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunun yaptırımı 5237 sayılı TCK’nın 288. maddesi uyarınca elli günden az olmamak üzere adli para cezası, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun yaptırımı ise aynı Kanunun 125/3-a maddesi uyarınca bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası olup, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun müeyyidesi daha ağır olduğundan, kanun yararına bozma incelemesinin, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçuna ilişkin temyiz davalarına bakmakla görevli Yargıtay 18. Ceza Dairesine ait olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin görevsizlik kararı isabetli bulunduğundan, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ve dosyanın anılan daireye gönderilmesine karar verilmelidir…” biçimindeki kararında da vurgulandığı üzere, tebliğname tarihi dikkate alındığında TCK’nın 125/3-a madde, fıkra ve bendindeki hakaret suçunun cezasının TCK’nın 288/1. madde ve fıkrasındaki adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunun cezasından daha ağır olmasına göre, 6572 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’na eklenen geçici 14. madde uyarınca yeniden oluşturulan Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu tarafından kabul edilerek 27.01.2017 gün ve 29961 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp 01.02.2017 tarihinde yürürlüğe giren ve 14.04.2017 olan tebliğname tarihine nazaran uygulanması gereken 20.01.2017 gün ve 2017/1 sayılı iş bölümü kararı gereğince temyize konu hükümlerin incelenmesi görevi Yargıtay 18. Ceza Dairesine ait bulunduğundan, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, görev uyuşmazlığının çözülmesi amacıyla dosyanın Yargıtay Başkanlar Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.