YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7189
KARAR NO : 2018/16059
KARAR TARİHİ : 18.09.2018
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin 2007 yılının Eylül ayından beri davalı nezdinde deniz trafik operatörü olarak görev yaptığını, kendisi ile aynı koşullarda çalışan diğer çalışma arkadaşlarıyla arasında ücret ve diğer özlük hakları yönünden eşitsizlik oluşturulduğunu, işyerinde eşit davranma ilkesine aykırı hareket edildiğinden bahisle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi kapsamında 13.12.2005 tarihinde … 1. İş Mahkemesinin 2008/253 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, söz konusu davanın neticesinde ilgili mahkeme tarafından davalı işverenin eşit davranma ilkesine aykırı davrandığı tespit edilerek kısmi davanın kabulüne ve İş Yasası’nın 5/6. maddesi uyarınca davalı kurumun eşitlik ilkesine aykırı istemi nedeniyle müvekkilinin almış olduğu çıplak ücretin iki katı oranında tazminata mahkûm edilmesine karar verildiğini, kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nce 2010/31621 esas ve 2010/26162 karar numaralı ilamı ile onandığını, böylelikle davalı işverenin 4857 sayılı İş Yasası’nın 5. maddesine aykırı davrandığının sabit hale geldiğini, bu çerçevede işbu davada ileri sürdükleri hususların kesinleşmiş bir mahkeme ilamının konusu olduğundan artık eşitsizlik unsurunun var olup olmadığının tartışılmasının mümkün olmadığını, mahkeme kararına rağmen davalı işverenlikçe eşitsizliğin giderilmesine ilişkin herhangi bir düzenlemeye gidilmediğini iddia ederek eşitsizlik nedeniyle yoksun kaldığı maaş/diğer alacak farkları karşılığı şimdilik 40.047,00 TL. ile dört maaş tutarındaki tazminata mahkum edilmesini; birleşen davada ise müvekkilinin 01.04.2010-20.02.2011 tarihleri arasında doğan maaş farkı alacağının tahsili için başlattığı icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, emsal olarak değerlendirilen kapsam dışı kaptanların, 4046 sayılı Kanunun 22. maddesinin b bendi uyarınca atamalarını müteakip Danıştay 5. Daire Başkanlığı’nın 27.05.1997 tarih 97/1110 K 97/437 sayılı içtihadı muvacehesinde zikredilen personel atanmalarına müteakip kapsam içi statüde uzman olarak göreve başlatıldıklarını, bilahare deniz trafik operatörü / deniz trafik baş operatörü olarak görevlendirildiklerini, daha sonra T.C. Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı’nın 29.01.2004 tarih ve 26399 sayılı yazısı uyarınca, Kuruluş Yönetim Kurulunun 27.09.2004 tarih ve 2/10 sayılı toplantısında alınan karar ile kapsam dışı statüde kaptan olarak atamalarının yapıldığını, ancak atanma tarihleri itibariyle, kapsam dışı statüde kaptan olarak hizmetlerinden faydalanılması imkanı bulunmadığından iş ve işlemlerin karlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda geçici olarak deniz trafik operatörü/deniz trafik baş operatörü olarak görevlendirildiklerini, bu işlemlerin zarurete binaen kamu menfaatleri gözetilerek yapıldığını, 04.05.2010 tarih ve 2010/29 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı uyarınca …’nin sunmakta olduğu kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin müvekkili kuruluşa devredilmesi üzerine emsal olarak alınan kapsamdışı kaptanların asli görevlerinde istihdam edilebilmeleri imkanı oluştuğundan yönetim kurulunun 18.02.2011 tarih ve 2011/32 sayılı kararı uyarınca asli görevlerine iade edildiklerini, kuruluşun hiçbir dahli olmadan 4046 sayılı Kanun uyarınca re’sen yapılan atama işleminden sonra 233 sayılı K.H.K.’nin yüklemiş olduğu sorumluluk ve görevleri ile kamu menfaatlerini gözeterek geçici olarak yaptığı görevlendirme noktasında, haklı ve samimi olduğu değerlendirildiğinden haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, iddia edilen alacakların tespitinde emsal olarak anılan kapsam dışı kaptanların 4046 sayılı Kanunun atamaların yapıldığı sırada mer’i olan 22. maddesi uyarınca kuruluşa atandıklarını, mezkur madde düzenlemesi uyarınca diğer bir kuruluşa atananların her türlü hakları saklı tutularak atanmaları nedeniyle, zikredilen personelin kamuda geçen çalışma sürelerinin kuruluşta atanacakları görevlerinde alacakları ücretlerin belirlenmesinde değerlendirilmesi zorunlu olduğundan, kamuda uzakyol kaptanı olarak çalıştıkları her 3 yıl için 1 derece verilmek suretiyle ücret derecelerinin belirlendiğini, hem davacının hem de emsal olarak gösterilen personelin belirtilen şartların tamamını ihtiva etmeleri halinde her üç yılda bir bir üst ücret derecesine yükseldiğini, kamuda uzakyol kaptanı olarak 10 yıl ve üzeri sürelerde çalıştıkları için ücret skalasının 1. derecesinden ücret almaya hak kazanan emsal olarak gösterilen personel ile kamuda işe başladığı andan itibaren aynı ücreti talep eden davacının haksızlığının ortada olduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz olarak açılan davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, bozma ilamına uyularak asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dosya içeriğine göre, asıl davaya konu alacakların faiziyle birlikte hükmedilip hükmedilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı “fazlaya ilişkin faiz dahil tüm talep hakları saklı kalmak kaydıyla” talep de bulunmuş, daha sonra yargılama safhasında faiz talebi yönünden davasını ıslah ederek uyuşmazlık konusu alacaklar için dava tarihinden itibaren faiz talep etmiş, Mahkeme de ilk kararında hüküm altına aldığı alacakların faiziyle birlikte tahsiline karar vermiş ve karar bu yönüyle de (faiz yönünden) bozmaya konu olmamıştır.
Her ne kadar bozmaya uyularak verilen sonraki kararda da, asıl davaya konu alacak ilk karardaki gibi faiziyle birlikte hüküm altına alınmış ise de; davalının temyiz dilekçesi ekinde sunduğu ve UYAP kayıtlarından da dosyaya ibraz edildiği anlaşılan 24.07.2012 havale tarihli dilekçe ile; davacının, asıl dava dosyasına hasren tüm faiz taleplerinden feragat ettiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 307. ve müteakip maddeleri uyarınca feragat davayı sonuçlandıran taraf işlemi olup, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Açıklanan nedenlerle asıl davada faizin bozma kapsamı dışında bırakılmasının maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere usul kuralları (görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hata) kamu düzeni ile doğrudan bağlantılı olup, taraflar yararına usulî kazanılmış hak oluşturmamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.03.1972 gün ve 1968/1-277-176, 01.03.1995 gün ve 1995/7-641-117, 23.01.2002 gün ve 2001/1-1010-2002/1, 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı kararları; Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü-2001 Baskı, cilt 5, sayfa 4771 vd.)
Mahkemece yapılacak iş, asıl dava konusu alacağın faizsiz olarak hüküm altına alınmasından ibarettir.
Bu itibarla; asıl davadaki faize ilişkin feragatın bozma ilamında gözetilmemesi hatalı olduğu, yapılan bu hatanın maddi hata kapsamında kaldığı, bu nedenle taraf lehine usulî kazanılmış hak da bahşedemeyeceğinin anlaşılmasına göre kararın salt bu nedenle tekrar bozulması gerekmiştir.
Kabule göre; davalının 21.04.2015 tarihinde yatırdığı bakiye karar harcının hükmedilen yargılama giderlerinde de gözetilmemesi isabetsizdir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.