YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12272
KARAR NO : 2013/14385
KARAR TARİHİ : 07.10.2013
MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ:Tescil
… ile Hazine ve …Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair …Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 08.09.2011 gün ve 477/402 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastro çalışmaları sırasında adına tespit edilen 136 ada 22 parsel sayılı taşınmazına dahil edilmesi gerekirken yol olarak tespit harici bırakılan bir parça yer ile dere yatağı olarak bırakılan 2 parça taşınmazın adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Davalı … Tüzel Kişiliği, davacının davasında haklı olduğunu, bitişiğinde adına kayıtlı taşınmazının devamı niteliğinde bulunduğunu bildirmiştir.Mahkemece, davanın kabulüne 06.12.2010 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli ölçekli krokide A harfi ile gösterilen 225,38 m², B harfi ile gösterilen 144,85 m2 ve C harfi ile gösterilen 75,23 m2 yüzölçümlü yerlerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.Kadastro Müdürlüğü’nün karşılık yazıları, kadastro paftası ve dosya kapsamına göre; taşınmazların bulunduğu … Köyü’nde kadastro çalışmalarının 17.07.2006 tarihinde başladığı, davacı adına tespit edilen dava konusu taşınmazların bitişiğindeki 136 ada 22 parsel sayılı taşınmazın tutanağının 12.06.2007 tarihinde düzenlendiği, teknik bilirkişi raporuna ekli krokide B ve C harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin dere yatağı, A harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün … … Karayolu’nun bitişiğinde yol olarak tapulama harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.Dava konusu taşınmazın doğusunda eski … … Devlet Karayolu bulunduğu halde, davanın Karayolları Genel Müdürlüğü’ne yöneltilmediği ve taraf teşkilinin sağlanmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, öncelikle, taşınmazın doğusundan geçen …-…Devlet Karayolu nedeniyle TMK’nun 713/3. fıkrası uyarınca davanın Karayolları Genel Müdürlüğü’ne yöneltilmesi, davaya katıldığı takdirde delillerini sunması için kendisine süre ve imkan tanınması, taraf teşkilinin sağlanması, dava konusu taşınmazın yola tecavüzlü olmadığının ve kamulaştırma plan ve paftası kapsamında kalıp kalmadığının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.Teknik bilirkişi raporunda B ve C harfi ile gösterilen taşınmazların dere yatağı olarak tescil harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Kural olarak, dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. (TMK’nun 715, 999. m. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/C). Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları, taşınmazların 50 yıldan fazla süre ile önce davacının bayii …’ın arpa buğday ve bağ ekip dikerek kullandığını, ölümü ile mirasçılarının kullanıma devam ettiklerini, 01.01.2006 tarihinde davacıya satıp devrettiklerini o tarihten sonra da davacının zilyetliğinde bulunduğunu bildirmişler, ziraatçı uzman bilirkişi sulu, kültür tarım arazisi ve meyve bahçesi vasfındaki yerlerden olduğunu açıklamıştır. Jeoloji Mühendisi bilirkişi Hicabi Kılıç 14.12.2010 tarihli raporunda ise, dava konusu B ve C harfi ile gösterilen dava konusu taşınmazların üzerinde imar ve ihya faaliyetlerinde bulunulduğu, gerek toprak yapısından gerekse topoğrafik ve jeomorfolojik yapıdan anlaşılmakta olduğunu, bu iki alanın bir kısımlarının dereden kazanıldığının saptandığını bildirmiştir. Şu halde dava konusu B ve C harfi ile gösterilen alanların bir bölümünün Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olduğu diğer bir deyişle dere yatağı niteliğindeki yerlerden bulunduğu, bu gibi yerlerin özel mülkiyete konu olabilecek biçimde tapuya tescili olanaklı yerlerden olmadığı gibi kazanmayı sağlayan zilyetlik yoluyla iktisabının mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır (TMK’nun 715. ve 999. md, 3402 sayılı Kanun’un 16/C). Ne var ki mahkemece bu bölümler zeminde belirlenmediği gibi bu bölümler yönünden de kabul kararı verilmiştir.
Bu halde Mahkemece yapılacak iş; mahallinde yeniden yapılacak keşifte teknik bilirkişi ve jeolog bilirkişilerin davetiye ile çağırılmak suretiyle hazır edilmeleri, dava konusu B ve C harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin dereden kazanılan kısımlarının zeminde belirlenmek suretiyle teknik bilirkişiye kroki üzerinde işaretletilmesi, bu bölümlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki dere yatağı niteliğinde yerlerden olduğu ve iktisabının mümkün bulunmadığı düşünülerek bu bölümlere ilişkin davanın reddine karar verilmesi, diğer bölümler bakımından ise aktif dere yatağı niteliğinde bulunmadığı davacı tarafından koşullarına uygun bir biçimde 20 yıldan fazla süre ile eklemeli olarak tasarrufta bulunulduğu, sulu nitelikte kültür tarım arazisi ve meyve bahçesi vasfında olduğu anlaşıldığından şimdiki gibi kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı ve eksik değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Usul ve Kanuna aykırı bulunan Yerel Mahkeme hükmünün, dava konusu A, B ve C harfi ile gösterilen bölümleri yönünden 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, A harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü bakımından bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.