YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14830
KARAR NO : 2013/12151
KARAR TARİHİ : 11.06.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 34. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/06/2012 tarih ve 2011/333-2012/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkkili banka ile davalı şirket arasında aktedilen genel kredi sözleşmesi ve bankacılık işlemleri sözleşmesine istinaden davalı şirkete kullandırılan çek karnesi hesabına ilişkin olarak müvekkilinin 25 adet çek nedeniyle 13.625,00 TL gayrı nakit riski oluştuğunu, diğer davalının da müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu ileri sürerek, bu miktarın faiz getirmeyen bir hesapta aynen depo edilmek üzere davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sözleşme icabına göre davacı bankanın gayri nakit risk nedeniyle sözleşmeyi kat edebileceği, davalı şirketin bu miktardan sorumlu olduğu, diğer davalı yönünden usulüne uygun kefalet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle, davalı şirket yönünden davanın kabulüne, diğer davalı yönünden ise sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankanın çek karnesinden doğan sorumluluğu nedeniyle depo istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davalı … yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf, dosyaya sunduğu genel kredi sözleşmesi ve bankacılık işlemleri sözleşmesinde davalı …’nun müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu ileri sürmüş olup, bankacılık işlemleri sözleşmesinde müşterek ve müteselsil kefil bilgileri kısmı boş ise de, genel kredi sözleşmesindeki müşterek ve müteselsil kefil kısmında davalının adı yazmamakla birlikte adres ve imza bulunmaktadır. 1086 Sayılı HUMK’un 230. maddesi (6100 Sayılı HMK’nın 169. maddesi) uyarınca mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir. Bu durumda, mahkemece, genel kredi sözleşmesinin son safyasındaki müşterek ve müteselsil kefil bölümündeki imzanın davalı …’na ait olup olmadığı yönünde sözleşmenin örneği de ekli usulüne uygun isticvap davetiyesi tebliğ edilerek, sonucuna göre gerektiğinde imza incelemesi de yaptırılarak oluşacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekirken, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda genel kredi sözleşmesinde davalı …’nun isminin olmadığı, bu nedenle de usulüne uygun kefalet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
18.06.2013-M/U