Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2011/9240 E. 2013/12171 K. 11.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9240
KARAR NO : 2013/12171
KARAR TARİHİ : 11.06.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye HukukMahkemesi’nce verilen 05/11/2010 tarih ve 2010/64-2010/554 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/06/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı şirketteki hisselerinin devrine dair 02.03.2009 tarihli protokol uyarınca davalının yetkilisi … ‘ya kendilerince keşide edilen 203.666 TL bedelli bono verdiklerini, ayrıca …’nun yöneticilik dönemiyle ilgili olarak geçmiş döneme dair bir ödeme yapması ihtimaline binaen 114.401 TL tutarlı teminat bonosunun da verildiğini, protokolde bu bononun açıkça teminat olarak düzenlendiğinin ve şayet …’nun bir ödeme yapması halinde hüküm ifade edeceğinin kararlaştırıldığını, anılan bonoyu davalı şirkete ciro ettiğini, davalının da teminat bonosu olduğunu bile bile müvekkilleri aleyhine diğer bonoyla birlikte takibe koyduğunu, borç olan bono bedelinin tüm fer’ileriyle ödendiğini ileri sürerek, teminat bonosu nedeniyle borçlu olmadığının tespitiyle bu bakımdan takibin iptaline, %40 kötüniyet tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların asıl bonoyu vadesinde ödemediklerini, protokol uyarınca verilen çeklerden dolayı cezai sorumluluğun müvekkiline ait bulunması, davacıların iyiniyetli olmamaları karşısında bononun takibe konulmasından başka çare kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, icra takibine konulan uyuşmazlık konusu bononun davacılar ile davalı yetkilisi … arasında düzenlenen limited şirket hisse devir protokolü uyarınca verilen teminat senedi olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, anılan bononun hisseleri devre konu şirketin geçmiş dönem borcunun devir eden … tarafından ödenmesi halinde hüküm ifade edeceğinin kararlaştırıldığı, davalı savunmasında asıl bono ile verilen çeklerin süresinde ödenmediği, davacıların borçlarını ifa etmemesi konusunda irade gösterdiğini savunduğu, ancak teminat senedinin hüküm ifade etmesi için hangi koşulların oluşmasının protokolde belirlendiği, davalı tarafın protokolde belirlenen bu şartları savunmadığı, davacıların davasının yerinde olduğu gerekçesiyle 114.401 TL bedelli bonodan dolayı davacıların borçlu olmadıklarının tespitine, bu miktar bakımından takibin iptaline 45.760.40 TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz edilmiştir.
1-Dava, teminat amaçlı olarak verilen senedin takibe konulduğu iddiasına dayalı borçlu bulunmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Davacılar ile davalı şirketin temsil ve ilzama yetkilisi … arasında dava dışı limited şirketin hisselerinin devrine ilişkin 02.03.2009 tarihli protokol düzenlendiği, anılan protokolün 7. maddesi uyarınca uyuşmazlığa konu 114.401.00 TL tutarlı senedin dava dışı …’ya teminat amaçlı olarak verildiği, protokolün D, E, F ve G bentlerinde dökümü yapılan dava dışı limited şirketin borçları ödendiğinde hükümsüz kalacağı, şayet söz konusu borçların … tarafından ödenmek zorunda kalınması halinde hüküm ifade edeceğinin kararlaştırıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, teminat senedinin hüküm ifade etmesi için kararlaştırılan şartların gerçekleşmediği, lehdarı … tarafından temsil ve ilzama yetkili olduğu davalı şirkete ciro edildiği ve bu şirketin de senedi takibe koyduğu yönleri de dosya kapsamıyla sabittir.
Bir senedin teminat senedi olarak düzenlenmiş olması, onun geçersiz veya karşılıksız bulunduğu sonucunu doğurmaz. Bu durum karşısında, senedin teminat senedi olduğu, henüz hüküm ifade etmesi için gerekli koşullarının bulunmadığı ve erken takibe konulduğu dikkate alınıp, salt erken takibe konulması nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespitine ve bu nedenle takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespiti yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, teminat bonosunun hüküm ifade etmesi için gerekli şartlar gerçekleşmeden bononun takibe konulduğu, kötüniyet tazminatına hükmedilmesi koşullarının bulunmadığı dikkate alınmadan ve üstelik hiçbir gerekçe gösterilmeden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi de yanlış olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.