YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2008/16938
KARAR NO : 2011/20880
KARAR TARİHİ : 19.10.2011
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Memurun resmi evrakta sahteciliği
HÜKÜM : 765 Sayılı TCK.nun 339. mad.ce 3 yıl H.C. (ayrıca TCK.nun 31. mad.si)
Suç tarihinde Doğanlar Köyü muhtarı olan sanığın Bağtepe Köyü Muhtarlığı’nın açtığı suya müdahalenin men’i davasının kabulü kararı üzerine hükmün sanığın köyünü temsil eden avukat tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin 13.10.2003 günlü kararı ile dava konusu suyun taraf köylerden hangisine ait olduğuna ilişkin köy ihtiyar heyeti, ilçe idare kurulu kararı vs bulunup bulunmadığı gerekçesiyle geri çevrildiği, bu karar üzerine Kozan Kaymakamlığı’nın 11.11.2003 gün ve 1540 sayılı yazısı ekinde suyun sanığın köyü sınırları içinde bulunduğuna ilişkin 31.03.2000 gün ve 265 sayılı Kaymakam H.Osman Ebiloğlu imzalı kararın Kozan 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderildiği, eksikliğin kısmen ikmali üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay’ın anılan Dairesi tarafından bu kez de 29.12.2003 günlü geri çevirme kararı ile suyun davacı ve davalı köylerden hangisine ait olduğuna ilişkin köy ihtiyar heyeti tahsisi kararı bulunup bulunmadığının araştırılması için geri çevrildiği,bu geri çevirme üzerine sanığın suça konu köy karar defterine diğer azaların yerine sahte imza atarak suyun kendi köylerine getirilmesi yönündeki ihtiyar heyeti kararını 28.01.2004 tarihli yazı ile adı geçen Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ibraz ettiği anlaşılmakla;taraflar arasında suyun kullanım hakkı konusunda ihtilaf bulunup,Kozan Kaymakamlığı’nın 31.03.2000 gün ve 265 sayılı kararında da nizalı suyun sanığın köyüne ait bulunduğunun belirtilmesi karşısında;anılan Kaymakamlık yazısı da nazara alındığında sanığın ihtilaflı suyun kullanım hakkının kendi köyüne ait olduğu düşüncesiyle yüklenen suçu işlediği ve eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 347. maddesi kapsamında bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde memurun resmi belgede sahteciliği suçundan mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırı ise de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu; olay tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suçun işlendiği 28.01.2004 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı
Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 ile 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 19.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.