YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3697
KARAR NO : 2018/5895
KARAR TARİHİ : 24.09.2018
……….
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Orman Yönetimi vekili, dava dilekçesinde tapuda davalı adına kayıtlı bulunan ve kesinleşen orman sınırları içerisinde kalan dava konusu ………. parsel nolu taşınmaz hakkında davalının……..sayılı orman kadastro tespitine itiraz davası açtığını, bu yerlerin orman sayılan yerlerden olduğundan bahisle davanın reddedildiğini bu kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09/04/2009 tarihli 2009/4261 Esas sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, dava konusu bu taşınmazın bir kısmının kesinleşmiş orman sınırı kapsamında kaldığını ileri sürerek, davalıların müdahalesinin men’i ile taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde kalan bölümünün orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne, dava konusu……..parselin (eski 824 parsel) 13/10/2015 tarihli fen bilirkişisi rapordaki krokide (A) harfi ile gösterilen 4.303,54 m²’lik kısmının tapu kaydının iptali ile bu kısmın ayrı bir parsel olarak üzerindeki haciz işlemleri kaldırılarak orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescili ile davalının bu kısma yaptığı müdahalenin önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil ve müdahalenin men’i istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastrosu 1957 yılında yapılmış ve davalı taşınmaz gerçek kişiler adına tespit edilmiştir. Dava konusu taşınmazın bir kısmı 30.04.2004 – 30.10.2004 tarihleri arasında ilan edilen 6831 sayılı Orman Kanununa göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmaları sırasında orman tahdidi içinde bırakılmıştır.
1) Davalı vekilinin 105 ada 12 (eski 824 parsel) parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları bakımından;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 4.303,54 m²’lik kısmının kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerekmiştir.
………
2) Davalı vekilinin müdahalenin men’ine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Türk Medenî Kanununun 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malik hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Yine aynı hüküm uyarınca haksız bir elatma varsa anılan hüküm malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımıştır. Somut olayda, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazlar davalı kişiler adına tapuda kayıtlı olup, davalının haksız bir tasarruf ve elatmasından söz edilemez ve müdahalesinin men’ine karar verilemez. Bu itibarla, mahkemece müdahalenin men’ine ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulmuş olması da usûl ve kanuna aykırıdır, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin 105 ada 12 (eski 824 parsel) parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden hükmün ONANMASINA,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin müdahalenin men’ine ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24/09/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.