Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/8004 E. 2018/18500 K. 12.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/8004
KARAR NO : 2018/18500
KARAR TARİHİ : 12.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili dava dilekçesinde; Suriye uyruklu davacı …’un babasının Türk Vatandaşı …, annesinin Hazari Arslan olacak şekilde 06.02.1945 doğumlu olarak ve eşi davacı …’in de eşi olarak aynı haneye tesciline karar verilmesini istemiş; mahkemece davacı …’in Türkiye sınırları içinde bulunmasına karşın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığı, mahkemenin ancak mevcut nüfus kayıtları üzerinde düzeltim veya iptal kararı verebileceği, davacıların isteği nazara alındığında idari yoldan başvuruda bulunulması gerektiği ve davaya konu isteğin mahkeme sınırlarının dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-04.06.1958 ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir.
Dava, yabancı uyruklu olan davacının babasının Türk Vatandaşı … annesinin Türk vatandaşı … olarak ve eşi davacı …’in de eşi olarak aynı haneye tescili istemine ilişkindir. Davacıların bu davayı açması için Türk vatandaşı olması gerekmez.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106.maddesinde, gereği bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının veya yokluğunun tespit davası yolu ile mahkemeden istenebileceği düzenlenmiştir. Davada adli yargı görevli olup, tespit davası açmakta HMK’nin 106/2. maddesi gereği davacının hukuki yararı mevcut olduğundan yazılı gerekçe ile davanın reddi,
2-Dava sonucu itibariyle miras hukukunu yakından ilgilendirdiğinden ve aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan; Hazari Arslan’ın alınacak mirasçılık belgesine göre tespit edilecek bütün mirasçılarının davalı sıfatı ile davaya katılmaları gerekirken, mahkemece re’sen gözetilmesi gereken bu durum nazara alınmadan ve taraf teşkili de sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilmesi,
3-Kamu düzeni ile yakından ilgili olan anne ve babanın kim olduğunun tespiti davalarında, mahkemece, kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın soybağının doğru olarak tespit edilmesi zorunludur. Bu ilke gözönünde bulundurularak dosyada bulunan 29.02.2016 tarihli Adli Tıp raporu ve toplanan deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu davanın reddi,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 12.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.