YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7784
KARAR NO : 2013/8923
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.01.2012 tarih ve 2009/643-2012/103 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalılardan …’e ait olan ve sürücüsü … olan … plakalı otobüse müvekkillerinin yolcu olarak bindiklerini, otobüsün seyir halinde iken bir kamyona çarptığını, çarpma neticesinde ölümlü ve yaralamalı trafik kazası oluştuğunu, kaza nedeni ile müvekkillerinin çocuklarının işgöremez hale geldiklerini ileri sürerek müvekkili … için 2.500,00 TL, çocukları … için 1.000,00 TL, … için 656,00 TL manevi tazminatın, müvekkili … için 10.000 TL, … için 10.000 TL işgöremezlik tazminatı ile 844,00 TL tedavi masraflarının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (manevi tazminatın davalı … şirketi dışındaki davalılardan) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13.10.2009 havale tarihli dilekçesi ile davalılardan … ve … hakkındaki davalarından feragat ettiğini beyan etmiştir.Davalı … vekili, müvekkili şirketin sorumluluk oranının poliçe teminat limiti nispetinde olduğunu savunarak, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı …’in maliki olduğu yolcu otobüsünün … Sigorta A.Ş. tarafından hem zorunlu mali mesuliyet sigortası hem de yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortasıyla sigorta edildiği, zorunlu koltuk ferdi sigorta sorumluluğu bakımından davalı şirketin maluliyet oranı ve poliçedeki azami sınır ile sınırlı sorumlu olup sürekli sakatlık halinde sakatlık derecesine göre değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı … için 10.000,00 TL, mağdur … için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte davalı …’den tahsiline, fazlaya dair hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir.Kararı davalı … vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, trafik kazasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Hükmedilen tazminatın, kararda davanın maddi tazminat olarak nitelendirilmesi sebebiyle, maddi tazminata ilişkin olduğu anlaşılmakta ise de davacılar işgöremezlik tazminatı ve tedavi giderlerini istediklerine göre, hükmedilen tazminatın ne miktarının işgöremezlik, ne miktarının tedavi giderlerine ilişkin olduğu karar gerekçesinde belirtilmediği gibi, tedavi giderleri bakımından 6111 sayılı Yasa uyarınca SGK’nın sorumlu olup olmadığı ve bu talep yönünden davalı … şirketinin pasif husumet ehliyetinin tartışılmadığı anlaşılmaktadır. Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 25.02.2011 tarih ve 6111 sayılı Yasa’nın 59. maddesi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesini başlığı ile birlikte değiştirmiş ve trafik kazasına bağlı olarak gerçekleşen tüm sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanacağını, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda, sigorta şirketlerince belirlenen primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarından belirli bir oranın …’na aktarılacağını, yine aynı yasanın Geçici 1. maddesi ile de bu kanunun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin … tarafından karşılanacağını düzenlemiştir.İlke olarak, herhangi bir yasa veya düzenleyici kural, hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilememeleri, yani geçmişe etkili olmamalarıdır. Yasaları uygulama durumunda bulunanlar, başta mahkemeler olmak üzere, yasaları geçmişe etkili sonuçlar doğuracak şekilde yorumlamamakla yükümlüdürler. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanun koyucu bu kaidenin aksine düzenleme yapabilir. Bunlardan ayrı devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural, derhal yürürlüğe girme niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuç doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumların yeni yasa veya düzenleyici kuraldan etkilenmemesi, kazanılmış hakların korunmasının ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi hükmünde yer alan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” ilkesinin sonucudur. Tüm bu açıklamalar ışığında, 6111 sayılı Yasa’nın 59. ve geçici 1. maddesinin somut olaya uygulama olanağının olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerekmekte olup, yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Ayrıca davacılar, dava dilekçesinde davalı … şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortası nedeniyle sorumlu olduğunu iddia etmelerine rağmen davalı … şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortası ve zorunlu koltuk sigortası yönünden sorumluluğuna karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Kabule göre, hükmedilen tazminatın poliçe limitini aşmaması gerektiği ve zorunlu mali mesuliyet sigortası nedeniyle sigorta şirketinin temerrüdü bakımından ise TTK’nın 1299, 2918 sayılı KTK’nın 98/1, 99/1 maddeleri ile zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi (ZMMS) genel şartlarının 12. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunduğu, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleştiği, yine Karayolları Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi tazminatın ve giderlerin ödenmesi başlıklı B.4 maddesi “Sigortacı, tazminatı B.3 bölümündeki belgelerin eksiksiz olarak şirketin merkez veya kuruluşlarına iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde, poliçedeki
teminat tutarları dahilinde öder. Tazminatın bu süre içinde haklı neden olmaksızın ödenmemesi halinde, sigortacı temerrüde düşmüş olur ve ödenmemiş tazminat tutarlarına yasal temerrüt faizi uygulanır.” hükmünün nazara alınmaması da doğru olmamıştır. Bu esaslara göre temerrüt tarihinin belirlenerek faize hükmedilmesi gerekirken olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı …’ye iadesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.