Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/12238 E. 2013/6672 K. 04.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12238
KARAR NO : 2013/6672
KARAR TARİHİ : 04.04.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, zorunlu sigortalılık tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
01.07.1992 – 31.03.1994 döneminde ilgili vergi dairesinde gelir vergisi yükümlüsü olarak kayıtlı olan davacının davalı Kuruma herhangi bir tescil başvurusu bulunmamasına ve Kurumca da tescili gerçekleştirilmemesine karşın 18.01.1993 – 30.11.1993 tarihleri arasında sigorta prim ödemesinde bulunduğu anlaşılmakta olup, 01.07.1992 – 31.03.1994 döneminde 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı olunduğunun tespiti istemine ilişkin davada mahkemece yapılan yargılama sonunda istem kısmen kabul edilerek 01.07.1992 – 30.11.1993 dönemine ilişkin sigortalılık süresi hüküm altına alınmıştır.
Davanın yasal dayanağı olan ve 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. ve 25. maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış iken, anılan maddelerde 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 günü yürürlüğe giren değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Daha sonra, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında, diğer … güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, … ve sanatkârlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden bağışık olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; anılan madde 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya … ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, anılan düzenleme 4956 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar geçerliliğini korumuştur. 4956 sayılı Kanunun 14. maddesiyle değiştirilen hükümle zorunlu sigortalılık kapsamına yalnızca, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar alınmış, gelir vergisinden bağışık tutulanlar yönünden ise … ve Sanatkâr Sicili ile birlikte aynı zamanda kanunla kurulu meslek kuruluşuna yöntemince kayıtlı bulunma koşulları getirilmiştir.
Ayrıca; 20.04.1982 günü yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunun 13. maddesiyle 1479 sayılı Kanuna eklenen ve “Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler” başlığını taşıyan ek geçici 13. maddede, 1479 sayılı Kanun ve aynı Kanunda değişiklik yapan kanunlara göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve yükümlülüklerinin bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte başlayacağı belirtilmiştir.
Önemle vurgulanmalıdır ki; ilgili vergi, kanunla kurulu meslek kuruluşu, … ve sanatkârlar sicil memurluğu kayıtları zorunlu sigortalılığın dayanak belgeleri niteliğinde olup, anılan kayıtlara sahip kişiler yönünden ancak, “(diğer) … güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalma” ve “herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgularının birlikte gerçekleşmesi durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olabilir. Belirtilen kayıtların yokluğunda zorunlu sigortalılıktan söz edilemeyeceği gibi, anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme/sürelere ait prim borçlarının daha sonraki tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi, ödemeler icra takibi sonucu gerçekleşmediği veya 06.03.1992 günü yürürlüğe giren 3780 sayılı Kanun ile 16.05.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4247 sayılı Kanun hükümleri kapsamında primler yatırılmadığı sürece ilgili yararına usulü kazanılmış hak olgusunu da oluşturmaz. Bununla birlikte, söz konusu kayıtların varlığına karşın Kurumca tescili gerçekleştirilmemiş kişilerce yapılan sigorta primi ödemesinin, zorunlu sigortalılık için tescil başvurusu olarak kabul edilmesi, buna göre prim ödeme tarihi öncesini de içerecek şekilde ve ek geçici 13. madde ile diğer anılan madde hükümleri ve yapılan yasal değişiklikler dikkate alınarak sigortalılık sürelerinin belirlenmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; 18.01.1993 günü gerçekleşen ilk prim ödeme olgusu tescil başvurusu olarak benimsenip, bu kapsamda 24. ve ek geçici 13. madde hükümleri ile geçerli vergi kaydının varlığı karşısında, herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın, kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalıştığı kanıtlanan davacının uyuşmazlık konusu tüm dönemde zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu sigortalılığın son prim ödeme günü itibarıyla sonlandırılarak istemin kısmen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
S O N U Ç : Hüküm fıkrasında yer alan sözcüklerin çıkartılarak yerine;
“1-) Davanın kabulüne, davacının 01.07.1992 – 31.03.1994 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun hükümleri kapsamında zorunlu sigortalı olduğunun tespitine,
2-) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 1.200,00 TL. avukatlık ücretinin davalı Kurumdan alınarak, vekil ile temsil olunan davacıya verilmesine,
3-) Yargılamada harcanan 0,60 TL. dosya, 24,00 TL. davetiye, 40,00 TL. tanıklık, 200,00 TL. bilirkişi gideri olmak üzere toplam 264,60 TL. giderin davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine,
4-) Davacı tarafından yatırılan avanstan artan tutarın ve davalı Kurum harçtan bağışık olduğundan, davacı tarafından ödenen 39,70 TL. harç tutarının karar kesinleştiğinde isteği durumunda kendisine geri verilmesine,” sözcüklerinin yazılmasına ve bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.