Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2016/935 E. 2018/5889 K. 02.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/935
KARAR NO : 2018/5889
KARAR TARİHİ : 02.10.2018

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kendiliğinden hak alma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay 4.Ceza Dairesinin 26/11/2015 tarihli görevsizlik kararı ile Daireye gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık … hakkında yağma suçundan 765 sayılı TCK’nın 499/1, 522, 31, 33, 40. maddeleri uyarınca cezalandırılması için kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda … Ağır Ceza Mahkemesinin 06.11.2008 gün 2005/145 esas ve 2008/303 karar sayılı kararı uyarınca sanığın eylemi kendiğinden hak alma suçu olarak değerlendirilip 765 sayılı TCK’nın 308/3, 59/2. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 375.-YTL adli para cezasına dair hükmün CMK’nın 231/5. madde uygulamasıyla Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, bu kararın itiraz edilmeksizin 24.11.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Sanığın, öngörülen (5) yıllık denetim süresi içerisinde, 10.02.2009 tarihinde basit cinsel saldırı suçunu işlemesi sebebiyle hakkında, … 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/157 Esas ve 2010/ 252 Karar sayılı dosyası ile kamu davası açıldığı, yargılama neticesinde sanığın bu suçtan 5237 sayılı TCK’nın 102, 53. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, 5 yıllık denetim süresi içerisinde, kasıtlı bir suç işlemesi sebebiyle de evvelce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık hakkında, mahkemesine ihbarda bulunulduğu, bu kararın da usulüne uygun olarak 27.02.2014 tarihinde kesinleştiği, … Ağır Ceza Mahkemesinin ihbarı üzerine, kendiğinden hak alma suçundan verilen hükmün açıklanması için duruşma açılarak 15.07.2014 tarihinde sanık hakkında hükmün açıklanmasına karar verildiği belirlenmiştir. İş bu kararın sanık savunmanı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde;
tarihinde sanık hakkında hükmün açıklanmasına karar verildiği belirlenmiştir. İş bu kararın sanık savunmanı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde;
Sanığın eylemine uyan ve zamanaşımı bakımından daha lehe hükümleri içeren 765 sayılı TCK’nın 308/3, 59. maddeleri kapsamına giren kendiliğinden hak alma suçunun, aynı Yasanın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık dava zamanaşımına tabi olduğu öngörülmüştür.
Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu’nun 01.03.2016 tarih 2015/3-599 esas, 2016/99 karar sayılı ilamında da; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin davalarda dava zamanaşımı süresinin ne zaman duracağı ve ne zaman işlemeye başlayacağı tartışılmıştır. Anılan kararda; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde denetim süresi sonunda, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde ise yeni suçun işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte dava zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar” hükmüne yer verilmiştir.
Olayımızda, sanık …’un eylemine uyan kendiliğinden hak alma suçunun 765 sayılı TCK’nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık dava zamanaşımına tabi olduğu, Aynı Kanunun 102/4. maddesi uyarınca da dava zamanaşımını kesen sebeplerin varlığı halinde bu sürenin (10) yıla kadar uzayacağı, bu duruma göre; suçun işlendiği 16.05.2005 tarihinde başlayan dava zamanaşımı süresinin 16.05.2015 tarihinde dolduğu, ancak Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu’nun anılan kararı nazara alındığında, sanık hakkında verilen ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına’ ilişkin kararın kesinleştiği 24.11.2008 tarihi ile 2. suçu işlediği 10.02.2009 tarihleri arasında dava zamanaşımı süresinin 2 ay 18 gün süreyle durduğunun kabulü gerektiği, bu sürenin olağanüstü zamanaşımı süresine eklenmesi halinde sanık hakkında açılmış bulunan kamu davasının 04.08.2015 tarihinde, zamanaşımına uğradığı anlaşılmıştır.
Dava zamanaşımının inceleme tarihinden önce dolmuş olması, bozmayı gerektirmiş, sanık savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 02.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.