Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/15847 E. 2012/20322 K. 01.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15847
KARAR NO : 2012/20322
KARAR TARİHİ : 01.10.2012

MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tedbir nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı, dava dilekçesinde; eşinin evi terkettiğini, giderleri karşılamadığını, kendisinin çalışmadığını, mağdur olduğunu belirterek 645 TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalıya Tebligat Kanunu’nun 35.maddesine göre tebligat yapılmıştır.Mahkemece; davacı yararına aylık 150 TL tedbir nafakası ödenmesine karar verilmiş, mahkeme kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir.HMK’nun 27.maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenilmiş olup; bu hak Anayasanın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur. Bu hak çoğunlukla “iddia ve savunma hakkı” olarak bilinmektedir. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi kural olarak mümkün değildir. Taraflar, yargılama ile ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptir. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Yargı organları her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, hangi maddi ve hukuki sebeplerle karar verdiklerini gerekçelerine yansıtmalıdır.Somut olayda; dava dilekçesinde davalının adresi olarak bildirilen adrese duruşma gününün ve dava dilekçesinin tebliğ edilemediği, nüfus kayıt örneğinden ve yapılan emniyet araştırmasından davalının yerleşim yerinin Hollanda olduğunun anlaşıldığı, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Hukuk Tebligat Bürosuna yöntemince başvurulduğu, muhatap belirtilen adreste bulunamadığından tebligatın yapılamadığının bildirildiği anlaşılmıştır.Yargılama sırasında davacı vekilinin davalının davacı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, şikayet dilekçesinde adres bildirdiğini belirterek o adrese tebligat çıkarılmasını talep ettiği, talebin kabul edilerek anılan adrese Tebligat Kanununun 35.maddesine göre dava dilekçesinin ve duruşma gününün tebliğ edildiği, bu şekilde taraf teşkilinin sağlandığı varsayılarak yargılamaya devam edilip sonlandırıldığı görülmüştür. Yapılan bu tebliğ işleminin Tebligat Kanununa uygun olmadığı, davalının hukuki dinlenilme hakkını engellediği tartışmasızdır.Mahkemece; davalıya dava dilekçesinin ve duruşma tarihinin Tebligat Kanununa uygun şekilde tebliğinin sağlanarak, davalının davaya cevaplarını bildirmesine fırsat verilerek, taraf delilleri değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, usulsüz tebliğ ile davalının hukuki dinlenilme hakkı kullandırılmayarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.