Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/5590 E. 2019/1623 K. 19.02.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5590
KARAR NO : 2019/1623
KARAR TARİHİ : 19.02.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ve davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkili lehine rehin hakkı tesis edildikten sonra borçlunun maaşına haciz konulduğunu belirterek, istihkak iddialarının kabulü ile borçlunun maaşına ilişkin haczin davacı bankanın rehin hakkından sonra hüküm ifade edeceğine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili ve davalı borçlu vekili, maaşın üzerine rehnin önceden konulmuş bir sözleşme ile kurulmasının geçerli olmadığını, zilyetliğin devrinin rehin hakkı için kurucu nitelik taşıdığını, zilyetliğin devrinin taşınırlarda ayni haklar için aleniyet sağladığını, bu durumda bankanın işyerinden maaşın ¼’ünü banka adına koruyacağına ve bankanın izni olmaksızın başkasına teslim etmeyeceğine ilişkin taahhütname alması gerektiğini, taşınır rehninin bağlı olduğu ilkeleri taşımayan rehin hakkının varlığından bahsedilemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, borçlu ile üçüncü kişi Banka arasında düzenlenen tüketici kredisi sözleşmesi ve bu sözleşmeye istinaden borçlunun, bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerden doğmuş ve doğacak borçlarına mahsup edilmek üzere düzenlenen rehin sözleşmeleri uyarınca bankanın rehin hakkının oluştuğu gerekçesi ile borçlunun maaşının ¼’ü ve sair gelirlerinin tamamı üzerine konulan haczin durdurulmasına, davacı Bankanın borçlu ile yapmış olduğu kredi sözleşmesinden kaynaklı rehin alacağı tahsil edildikten sonra takip dosyasındaki alacaklının alacağı için borçlunun maaşının ¼’ü ve vesair gelirlerinin tamamı üzerindeki haczin devamına karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili ve davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece, öncelikle üçüncü kişi Bankadan, davalı borçlu ile Banka arasında imzalanan sözleşmelere ilişkin ödeme planının ve varsa tahsilât makbuzlarının getirtilip, haciz tarihi itibariyle, Bankaya olan borcun varlığını koruyup korumadığı, borç var ise ne kadar olduğu, Bankanın herhangi bir riskinin olup olmadığı, varsa miktarının belirlenmesi, kredi sözleşmeleri gereğince başka teminatlar alınıp alınmadığı, teminatlar alınmışsa, taminatların Bankanın varsa riskini karşılamaya yeterli olup olmadığı konusunda dosyadaki diğer deliller gözetilerek, Banka hesap işleri konusunda uzman bilirkişi heyetinden ayrıntılı rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 19.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.