Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/7392 E. 2013/12338 K. 11.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7392
KARAR NO : 2013/12338
KARAR TARİHİ : 11.12.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden taraftan gelen olmadı. Aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat … geldiler. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı … 30.01.2012 tarihli dava dilekçesi ile … Beldesi Oba Mahallesi sınırları içinde kalan kadastro tespit harici yaklaşık 6 dönüm yerin tarafından imar-ihya edilip 1975 yılından beri kullanıldığını bildirerek adına tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın uzman bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümünün baraj mutlak koruma alanı içinde (A) harfi ile gösterilen bölümünün baraj kısa mesafeli koruma alanı içinde kaldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. 2872 sayılı Çevre Kanunu 11.8.1983 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Kanunun 9, 11, 12, 15 ve 20 maddeleri sonradan değişikliğe uğramış ve Kanunun 8, 9,11, 12, 15 ve 20. maddeleri ile 08.05.2003 tarihinde yürürlüğe girmiş 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında kanun’un 9. maddesi uyarınca hazırlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği 31.12.2004 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin 17. maddesi mutlak Koruma Alanları, 18. maddesi Kısa Mesafeli Koruma alanları ile ilgili düzenlemeler içermektedir. Bu düzenlemeler ile çevrenin ve su kaynaklarının korunması ve kirlenmelerinin önlenmesi amaçlanmıştır. Bu düzenlemeler içinde, mutlak ve kısa mesafeli koruma alanlarında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve Türk Medeni kanunu’nun 713. maddesi uyarınca zilyetlikle mülk edinmeyi engelleyici bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca; çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan kadastronun 10.02.1967 tarihinde kesinleştiği, davacının 1975 yılındaki imar-ihya ile sonraki zilyetliğe dayandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece çekişmeli taşınmazların koruma alanında bulunduğu … Barajının hangi tarihler arasında yapılıp ne zaman üretime başladığı araştırılmamıştır. Yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları da karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, üç kişiden oluşacak ziraatçi bilirkişi kurulu, jeodezi veya fotogrametri uzman bilirkişi ve uzman fen bilirkişi hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. yapılacak keşifte; çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından imar-ihya edildiği, kim tarafından ve hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, kullanımın değişip değişmediği ile değişmişse kimden kime geçtiği gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarından sorulup saptanmaya çalışılmalıdır. Yerel bilirkişiler ile tanıkları sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalıdır. Keşfe katılacak ziraatçi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildirir, imar-ihya edilip edilmediği ile edilmişse ne zaman ve ne şekilde imar-ihya edildiğini irdeler; toprak yapısı, eğim, bitki örtüsü ve diğer yönlerden komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, gerektiğinde çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilerek fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalıdır. Keşfe katılacak jeodezi veya fotogrametri uzman bilirkişiden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgenin 1975 yılı ile dava tarihi arasında çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik aletle inceleme yaparak, çekişmeli taşınmazın ne zaman imar-ihya edildiğini ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini irdeler rapor alınmalı, hava fotoğrafları üzerinde çekişmeli taşınmazın sınırlarını göstermesi istenmelidir. Keşfe katılacak fen bilirkişisinden yapılacak keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir, yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar işaretlenmeli, çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazların konumunu çizilecek yan kesit krokisinde gösterir ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre; çekişmeli taşınmazın imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresinin edinmeye elverişli olup olmadığı ile hangi tarihte edinme koşullarının oluştuğu, ilgili idareler tarafından davacının çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliğini engeller veya kesintiye uğratır şekilde yasa veya yönetmelikten kaynaklanan idari bir işlem yapılıp yapılmadığı ile yapılmışsa açıklanan tarihe kadar edinme koşullarının oluşmadığı gibi hususlar tartışılıp bir karar verilmelidir. Davacı …’in temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine,
11.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.