YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/23656
KARAR NO : 2014/18022
KARAR TARİHİ : 17.09.2014
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle Öldürme
Hüküm :TCK’nın 85/1, 51/1-3-6-7-8. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ve Dr….’nin olay günü, Türkan Özilhan Acil Yardım Travmatoloji Hastanesi acil servisinde pratisyen doktor olarak görev yaptıkları, kendi aralarındaki işbölümü uyarınca dönüşümlü olarak ve ikişer saatlik periyotlarla hasta muayenesi yaptıkları, acil polikliniğine bitişik yerde iki saat istirahat eden doktorun tekrar hasta muayene işlemine döndüğü, ancak dinlenme esnasında da, daha önce tedavi sürecini başlattıkları hastaların durumuyla ilgili gelişmeleri takip ettikleri, olay günü, öğleden önceki bir zaman diliminde eşi tarafından anılan hastaneye sırt ve göğüs ağrısı şikayetiyle götürülen 1969 doğumlu ölenin, poliklinik defterine kaydı “…” olarak ve doktoru da … olarak yapılmış ise de, ölenin ilk muayenesinin sanığın ikrarı, serviste hemşire olarak görevli tanık beyanlarıyla sabit olduğu üzere sanık tarafından yapıldığı, öleni muayene eden sanığın, kalp grafisinin çekilmesini istediği ve söz konusu işlemin hemşire tanık …tarafından gerçekleştirildiği, EKG çıktısını inceleyen sanığın, serviste görevli hemşire tanık …’dan, ölene novalgin ve diazem yapılmasını istediği, iğnelerden sonra ölenin durumunda herhangi bir değişiklik olmadığı gözlemlenince, akciğer grafisinin çekildiği, akabinde hemşire tanık…tarafından tekrar dikloren ve muskoril iğne yapıldıktan sonra bir süre gözlem altında tutulan ölenin akciğer grafisinin, katılanın ricası üzerine doktor…tarafından incelendiği ve ölenin ciğerlerinin dinlendiği, ölenin akciğerlerinde herhangi bir patoloji görünmediğini belirten doktorun, öleni ve eşini sanık doktora yönlendirerek hastanın durumuyla ilgili kararın tedavi sürecini baştan itibaren takip eden sanık tarafından verilmesi gerektiğini söylediği, sanığın da 26.10.2009 günlü oturumda “Saat 11’de benim nöbetimin bitmesi tamamen hastanedeki işimin bitmesi anlamında değildir. Dinlenme sırasının bana geldiği anlamındadır. Oturduğumuz dinlendiğimiz yer acil polikliniğine bitişik bir yerdir. Muhtelemen akciğer filmi bana geldiğinde bakmışımdır.” şeklinde beyanda bulunduğu, katılanın, olay günü hastanedeki muayene ve tetkik işlemlerinin sırası ya da muayeneyi yapan doktorlara ilişkin beyanlarının çelişkili olduğu, soruşturma aşamasındaki beyanında, sanık ve doktor …’un birlikte eşini gördüklerini ve kendilerinden kalp grafisi çektirmelerini istediklerini, her iki doktorun kalp grafisine bakarak eşinin önemli bir şeyi olmadığını, ağrıların stresten kaynaklandığını ve üşütmüş olduğunu söylediklerini, eşine ağrı kesici iğne vurduklarını, akciğer filmi istediklerini, filmin çekilmesinden sonra akciğerlerinde bir şey olmadığını söylediklerini ve eşinin ağrısının devam ettiğini söylediğinde doktorların ”Dışarıda güneşte biraz oturun, sonra gelin“ dediklerini ifade eden katılanın, ön inceleme aşamasında muhakkik tarafından alınan beyanında, eşiyle ilk ilgilenen doktorun, sanık olduğunu, eşinin göğsündeki ağrı geçmeyince tekrar doktora gittiklerinde sanığın kendilerine, bir de acilde nöbetçi olan diğer doktorun görmesini tavsiye ettiğini, diğer doktora gittiklerinde doktorun kendilerinden akciğer filmi çekilmesini istediğini, daha sonra filmde hiçbir şey olmadığını söyleyen doktorun, üşüdüğünü söyleyen eşine “güneşte oturun çay için” dediğini ifade ettiği, kovuşturma evresindeki beyanında ise, aynen “…doktor … bey ilk muayeneyi yaptı ve ekg istedi ve ekg geldikten sonra herhangi bir kalple ilgili sorun olmadığını, muhtemelen üşütmüşsünüzdür, ramazandan çıktınız, sinirsel olabilir gibi sözler söyledi ve eşim de üşüdüğünü söylediğinde, dışarıya çıkın, güneşte biraz bekleyin diye söyledi. biz bunun üzerine dışarıya çıktık. Bir süre oturup çay içtik ancak eşimin rahatsızlığı geçmedi, bunun üzerine hastane içerisine tekrar girdik ve bu sırada doktor… bey’in yemeğe gittiğini söylediler ve bu sırada doktor … bizimle muhatap oldu. Eşimi muayene etti ve bir göğüs filmi istedi biz gidip filmi çektirip geldik. Tekrar …’ye filmi gösterdik. Filmi inceledikten sonra hiçbir şey olmadığını daha sonra göğüs hastalıkları ile ilgili bir hastaneye, uzmana, 3-4 saat sonra gidersiniz şeklinde söylemesi üzerine ben de hastaneden ayrıldım. Eve girdikten hemen sonra eşim kötüleşti” şeklinde beyanda bulunduğu, hastanede görevli servis hemşirelerinin beyanları ve dosya kapsamındaki delillerden, ölenin tedavi ve takibinin sanık tarafından yapıldığı, kaldı ki, doktor Ufuk Tepeli hakkında soruşturma izni verilmediği ve söz konusu kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşıldığından tebliğnamede, ölenin muayenesinin hangi doktor tarafından yapıldığının kesin olarak belirlenmediği, eksik incelemeyle hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiş; gerekçeli karar başlığında CMK’nın 232/2-c maddesi uyarınca suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, ölenin tedavisinden sorumlu doktorun kendisi olmadığına, ilk müdahalenin kendisi tarafından yapıldıktan sonra akabindeki işlemlerin doktor Ufuk Tepeli tarafından gerçekleştirildiğine, kusura ve eksik incelemeye ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 51/7. maddesi uyarınca denetim süresi içinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi ve kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine, denetim süresi içerisinde işlenecek ikinci suçtan dolayı hüküm veren mahkeme tarafından karar verileceği gözetilmeden, infazı kısıtlar şekilde, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde cezanın tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi,
İsabetsiz olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının 6. paragrafında yer alan “İki yıllık denetim süresinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde, ertelenen cezanın 51/7. madde uyarınca takdiren tamamının infaz kurumunda çektirilmesine” ibaresinin hükümden çıkarılarak, yerine;
“5237 sayılı TCK’nın 51/7. maddesi uyarınca denetim süresi içinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin sanığa bildirilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.