Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/7221 E. 2014/19494 K. 13.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7221
KARAR NO : 2014/19494
KARAR TARİHİ : 13.10.2014

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişisel verilerin kaydedilmesi
Hüküm : Beraat

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılanlar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.04.2007 tarih, 2007/8-78-85 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, CMK’nın 331. maddesinin 1. fıkrasında, ceza işlerini gören makam ve mahkemelerin, her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuzbir ağustosa kadar tatil olacağı, 2. fıkrasında, anılan makam ve mahkemelerin bu süre içinde, sadece soruşturmaları, tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaları ve ivedi sayılacak diğer hususları yerine getirecekleri belirtilmiş, 4. fıkrasında ise adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği, bu sürelerin tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelere göre, adli tatil içinde görülebilen işler yönünden 4. fıkra hükmü uygulanmayacak, bu tür dava ve işlerle ilgili süreler adli tatil içinde de işleyecektir. Sürenin uzaması kuralının uygulanabilmesi için, adli tatil içinde görülemeyen dava ve işlerle ilgili kararın tebliğinin tatilden önce gerçekleştirilmesi, işlemeye başlayan sürenin adli tatil içinde sona ermesi gerekir. Bu takdirde tatilden önce işleyen kısma bakılmaksızın, süre, adli tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzayacaktır. Öte yandan, adli tatilde görülemeyen davalarla ilgili kararların, adli tatile rastlayan dönemde tebliği geçerlidir. Ancak tatilde süre işlemeyeceği için, bu durumda mehil adli tatilin bitiminden itibaren başlayacaktır.
İncelenen dosyada, katılanlar, yokluklarında 16.07.2013 tarihinde verilen hükmü, 06.09.2013 tarihinde temyiz etmiş, gerekçeli karar, katılan …’e, 02.08.2013 tarihinde, katılan …’ya, 06.09.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yargılaması adli tatil içinde yapılamayan davaya ilişkin gerekçeli kararın, katılan …’e, adli tatil içinde tebliğ edilmesi ve CMK’nın 331/4. maddesinde adli tatil içinde sürenin işlemeyeceğinin belirtilmesi karşısında, katılan …’in, adli tatilin bitiminden itibaren yasal bir haftalık süre içinde ve katılan …’nın 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre içinde temyiz isteminde bulundukları anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, tebliğnamedeki, süresinde olmadığından bahisle katılanların temyiz istemlerinin reddine karar verilmesini öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Dosya kapsamına göre, müşterek çocuklarının dişini tedavi ettirmek üzere, 18.06.2012 günü, … Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ne giden katılanların, bu merkezde diş hekimi olarak görev yapan sanığa, hasta olan çocuklarına ait nüfus cüzdanını getiremediklerini belirtip, kendilerine ait nüfus cüzdanları ve aile nüfus kaydı örneğini göstererek, çocuklarının tedavisinin yapılmasını talep ettikleri; ancak, sanığın, ibraz edilen aile nüfus kayıt örneğinin 2006 yılına ait olup, süresinin geçtiğini ve hasta olan çocuğa ait nüfus cüzdanının ibraz edilmemesinden dolayı tedavi talebini yerine getiremeyeceğini söylemesini müteakip, polis memuru olan katılan …’nın, basın ve yayın organlarına durumu bildirip, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin bahçesinde, konu ile ilgili açıklamalarda bulunduğu, bu esnada, kendisi ve eşine ait nüfus cüzdanları ile aile nüfus kaydı örneğini yan yana getirip, çekim yapan gazetecilere gösterdiği, daha sonra, yapılan basın açıklamasına ilişkin haberi bir internet sitesinde gören sanığın, bu haberde yer alan ve katılanların olay günü ibraz ettikleri nüfus cüzdanları ile aile nüfus kaydı örneğini gösteren resmi bilgisayarına kaydedip, 15.08.2012 tarihinde katılan … aleyhine açtığı tazminat davası dosyasına delil olarak sunduğu olayda;
Katılanların nüfus cüzdanları ile aile nüfus kaydı örneğini gösteren resmin, katılan …’nın rızası çerçevesinde, basın ve yayın organları tarafından çekilip, ifşa edilmesi ve sanığın, söz konusu resmi, ileride açacağı davada delil olarak sunmak amacıyla bir internet sitesinden temin etmiş olması karşısında, sanığa atılı kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun yasal unsurlarının oluşmadığının kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden,
Yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanların, bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.