Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/2609 E. 2014/24484 K. 03.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/2609
KARAR NO : 2014/24484
KARAR TARİHİ : 03.12.2014

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanun’un 65/b, 5237 sayılı TCK’nın 62, 52/2-3, 53/1, 58/6. maddeleri gereğince mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5275 sayılı Kanun’un 108/3. maddesi hükmü uyarınca ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıvermeden yararlanamayacağı gözönüne alınarak sanığa ait tekerrüre esas alınan Harran Sulh Ceza Mahkemesi’nin 04/05/2012 tarihinde infaz edilen 2011/52-2012/6 sayılı 5 ay hapis cezası ile mahkumiyetine ilişkin ilamında TCK’nın 58. maddesinin uygulandığı anlaşılmakla, ikinci kez mükerir olan sanık hakkında hükmedilen cezanın ikinci kez mükerrir olduğu belirtilmeksizin, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi ile yetinilmesi; aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2863 sayılı Kanun’un, 11/10/2013 tarih, 28792 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespitinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın koordinatörlüğünde yapılacağı ve bu tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil edileceği, tescil kararlarının ilanı, tebliği ve tapu kütüğüne işlenmesi ile ilgili hususların yönetmelikle düzenleneceğinin öngörüldüğü, bu amaçla çıkarılan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik ile sit kararlarının ilan şeklinin kaleme alındığı, 6498 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 2863 sayılı Kanun’un 7. maddesinde yapılan değişiklik ile sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazların tescil kararlarının, Resmi Gazete’de yayımlanacağı ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulacağı hükmünün getirildiği, ayrıca anılan Kanun’un 3. maddesi ile 2863 sayılı Kanun’un 65. maddesinde “Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranların, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacağının öngörüldüğü, gerek 2863 sayılı Kanun’un 6498 sayılı Kanun ile
yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 7. maddesi ile anılan madde gereğince çıkarılan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik hükümlerinin, gerekse 6498 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile öngörülen tescil kararlarının, Resmî Gazete’de yayımlanma ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulma zorunluluğunun amacının, ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu,
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında; Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 10/03/1979 gün A-1605 sayılı kararıyla arkeolojik ve kentsel sit alanı olarak tescil edilen, Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 13/11/1992 gün 1181 sayılı kararı ile “Harran Koruma Amaçlı İmar Planı” kapsamında II. derece arkeolojik ve kentsel alanı içinde yer almaktayken, en son Şanlıurfa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 20/12/2011 gün, 107 sayılı kararı ile kentsel ve arkeolojik sit alanı olarak belirlenen sınırlar içerisine kalan, Şanlıurfa ili, Harran ilçesi, … köyünde bulunan maliye hazinesine ait köy boşluğuna, biriket duvarlı bir yapı inşa edildiğinin tespit edilmesi üzerine sanık hakkında açılan kamu davası ile ilgili olarak, suça konu taşınmazın maliye hazinesi adına kayıtlı olduğu, ayrıca Harran Belediyesi tarafından ilgili Kurul kararlarının hoparlör ve askı yolu ile 1983 ve 1992 yıllarında ilanının yapıldığı, sanığın ilanın yapıldığı bölgede yaşadığının gerek beyanı, gerekse MERNİS kayıtları ile sabit olduğu, kaldı ki, izinsiz müdahalede bulunulan taşınmazın maliye hazinesine ait olması nedeniyle eylemin hukuka uygun bir zeminde icra edilmediği, bu kapsamda sanığın suça konu yerin arkeolojik ve kentsel sit alanı sınırları dahilinde kaldığını bildiği, bu şekilde taşınmaz üzerine betonarme nitelikte bir yapı inşa etmek suretiyle üzerine atılı suçu işlediğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, 6498 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik 2863 sayılı Kanun’un 65/1 maddesinde öngörülen yaptırım miktarında sanık lehine herhangi bir değişiklik olmadığı anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen velayet, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, sadece kendi alt soyu açısından koşullu salıverme süresine kadar uygulanabileceği, alt soy haricindeki kişiler yününden ise, yoksunluğun, hapis cezasının infazına kadar devam edeceğinin gözetilmemesi,
2-Sanık hakkında tayin edilen adli para cezasına ilişkin olarak TCK’nın 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtar edilmesi ile yetinilmesi yerine, infaz aşamasında nazara alınması gereken 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi gereğince ihtarına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hüküm fıkrasının (f) bendinin “TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer bentlerde belirtilen hak yoksunluklarının ise mahkum olduğu hapis
cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına” şeklinde düzeltilmesi, hükmün (e) bendindeki “5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi gereğince” ibarelerinin çıkartılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.