Yargıtay Kararı 21. Ceza Dairesi 2016/9564 E. 2017/300 K. 19.01.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/9564
KARAR NO : 2017/300
KARAR TARİHİ : 19.01.2017

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.06.2016 gün ve 94660652-105-59-6134-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29.06.2016 gün ve KYB.2016/262208 sayılı ihbarnamesi ile;
Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şüpheliler …, …. ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29/06/2015 tarihli ve 2012/7255 soruşturma, 2015/2921 esas, 2015/274 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1-b maddesi gereğince iadesine dair Çorlu Ağır Ceza Mahkemesinin 14/07/2015 tarihli ve 2015/147 sayılı kararının itiraz edilmeden kesinleşmesini müteakip, aynı süpheliler hakkında yine aynı suçlardan yapılan soruşturma evresi sonucunda, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 02/09/2015 tarihli ve 2015/8178 soruşturma, 2015/3497 esas, 2015/335 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Kanun’un 174/1-b maddesi gereğince iadesine ilişkin Çorlu Ağır Ceza Mahkemesinin 09/09/2015 tarihli ve 2015/176 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/09/2015 tarihli ve 2015/805 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Çorlu Ağır Ceza Mahkemesince, şüpheliler …. ve …’ın ifadesi alınmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, somut olayda şüpheliler …. ve …’ın bulunamaması üzerine haklarında yakalama emri çıkarıldığı ve geçen zaman içinde yakalama emrinin infaz edilememesi üzerine iddianame düzenlendiği, iddianamenin iadesi sebepleri arasında şüphelilerin savunmalarının alınmamış olmasının sayılmadığı gibi mevcut delillerin kamu davası açılması için yeterli olduğu, mahkemesince iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında toplanacak diğer delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden de kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
Kanun yararına bozma isteminin kapsamının TCK’nun 158/1-d-f ve 204/1. maddelerindeki nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarına yönelik olması ve 2797 sayılı Yargıtay Yasası’nın 6545 sayılı Yasa ile değişik 14. maddesi ile 26.02.2016 tarih ve 29636 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.03.2016 tarihinde yürürlüğe giren Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun işbölümüne ilişkin 12.02.2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararına göre; kanun yararına bozma istemini inceleme görevinin Yüksek 15. Ceza Dairesine ait olduğu anlaşıldığından Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın görevli Daireye gönderilmesine, 19.01.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.