Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/14700 E. 2014/832 K. 22.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14700
KARAR NO : 2014/832
KARAR TARİHİ : 22.01.2014

MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanık …’nın, Kozan İlçesi … Köyü ve … nolu parselde bahçesinin bulunduğu, 2004-2009 yılları arasında, bu yıllar da dahil olmak üzere, her yıl 54 ve 97 parsele buğday ve mısır ektiğini beyan ederek arazi bilgileri formu düzenlediği ve muhtar ve azaya onaylattığı ve hazineden hububat destekleme ödemesi aldığı, Kozan İlçe Tarıma bağlı ekipce 12/01/2009 tarihli tespit tutanağına göre şüphelinin kullandığı … Köyü … nolu parselde 8-9 yaşlarında narenciye ekili olduğu, gerisinin tarla olduğu, 97 nolu parselde 60-70 yaşlarında narenciye ekili olduğunun tespit edildiği, sanığın savunmasında suçlamayı kabul etmediği, ancak; kurum zararını giderdiği, arazi bilgileri formunun sunulduğu İlçe Tarım Müdürlüğü’nün bu formdaki bilgilerin doğruluğunu araştırma, yerinde tespit etme ve sonucuna göre hareket etme, başka bir deyişle kendi tespitlerine göre prim desteğinden faydalandırma veya faydalandırmama yetkilerinin bulunduğu, katılan kamu kurumunun bu araştırma yükümlülüğünün bulunması nedeniyle yapılacak araştırma sonucunda sanığın beyan ettiği bir kısım parsellerde gerçekte desteğe tabii ürünün yetiştirilmediğinin ortaya çıkarılması mümkün olduğuna göre, sanığın sunduğu arazi bilgileri formunun aldatma yeteneğinin bulunmadığı, kaldı ki İlçe Müdürlüğü’nün tespiti esas alınarak, sanığa prim destek ödemesi yapıldığı, sahtecilik suçuna konu edilen arazi bilgileri formunun esas alınmadığı, hukuki değer atfedilmediği bu nedenle atılı resmi evrakta sahtecilik suçunun yasal öğelerinin oluşmadığı, İlçe Tarım Müdürlüğü’nün sanığın beyanına dayanarak onun ektiğini söylediği araziyi baz almak suretiyle herhangi bir prim ödemesi yapmadığı, kendi iç mevzuatı gereği; belirtilen yıllardaki tebliğler uyarınca zeminde, sanığın gerçekten beyan ettiği desteğe tabi ürünü (mısır ve buğday) yetiştirip yetiştirmediği ve yetiştiriyor ise toplam kaç dekarda bu ürünün ekili olduğunu tespit ettiği, o yılki dekar başına verimi dikkate alarak sanığın alabileceği azami prim miktarını belirlendiği, ancak bu miktarın da yeterli olmadığı ve ilgili tebliğler gereği sanığın prime tabi ürününün satışına dair sunduğu müstahsil makbuzlarındaki miktarlar baz alınarak sanığa ödeme yapıldığı, şu halde, atılı dolandırıcılık suçunun mağduru olduğu iddia edilen İlçe Tarım Müdürlüğünün denetleme olanağını ortadan kaldıran sanığın hileli herhangi bir davranışı bulunmadığı, İdarenin arazide tespitlerini yaptığı, ayrıca; üreticinin sunduğu satışa dair makbuzlar üzerinden sanığı prim desteğinden faydalandırdığı, burada açıkça görüldüğü üzere atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurları bulunmadığı,kaldı ki sanığın arazi bilgileri formunda gerçekte narenciye bahçesi olan bazı parsellerde desteğe tabi mısır ürününü yetiştirdiği şeklindeki yazılı beyanının,
yöntem itibari ile sonuç almaya elverişli, aldatıcı nitelikte bir hareket olmadığı, zira idarenin belirtilen parselde yerinde denetim yapmak, fiilen ve fiziken beyanın doğru olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğu, bu araştırma sonucunda beyanın bir kısmının gerçek olmadığı rahatlıkla ortaya çıkacağına göre; yöntem itibari ile sonuç almaya elverişli bulunmayan sanığın eyleminde dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 22.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.