YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12888
KARAR NO : 2014/827
KARAR TARİHİ : 22.01.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin,güvenilirliğini sağlamak amacıyla,bu suçun,tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi,TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir.Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de,Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri,aynı yasanın Madde 124 de
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir.Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir.Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanıklar … ve …’nin ortağı ve yetkilisi bulundukları şirketin katılana ait şirket ile yaptıkları ticari alışveriş karşılığı katılana verdikleri bononun vadesinde ödenmediği, bilahare sanıkların vekilince açılan menfi tespit davasında imzanın sanıklara ait olmadığı savında bulunularak ödemeden kaçındıkları iddia olunan olayda, bonodaki imzanın sanık …’ın oğlu olup işleri takip etmekte olan ve “çek ve belgeleri imzalama” dahil olmak üzere geniş şekilde yetkilendirilen sanık … tarafından imzalanarak tedavüle konulduğu, sanıkların yapılan icra takibine herhangi bir itirazları bulunmayıp, sanıkların aşamalardaki beyanlarında istikrarlı bir şekilde vekillerince kendilerine sorulmadan anılan menfi tespit davasının açıldığını, sonradan avukatlarını azlettiklerini belirttikleri, bir an için sanıkların bilgisi dahilinde açıldığı kabul edilse dahi sanıkların menfi tespit davası açmaktan ibaret eylemlerinin suçun aldatma unsuru olarak kabul edilemeyeceği, sanıkların bu şekilde açtıkları davanın haksız olduğunun belirlenmesi halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 170.maddesi uyarınca icra inkar tazminatı ve para cezasının gündeme geleceği, sahtecilik yönünden de sanık …’nın baştan beri bonodaki imzasını kabul etmesi karşısında, unsurları itibarı ile oluşmayan dolandırıcılık ve sahtecilik suçları açısından sanıkların beraatlarına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 22.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.