Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/6310 E. 2014/821 K. 22.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6310
KARAR NO : 2014/821
KARAR TARİHİ : 22.01.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanıkların katılana ait ticari aracı satın alıp peşinat olarak bir miktar ödeme yaptıkları, aracın katılan tarafından servis olarak kullanılmaya devam edildiği, aracın devrinin sanıklar üzerine yapılmaması nedeniyle teminat olarak katılanın sanıklara 5000 TL bedelli 20/08/2007 vadeli bonoyu imzalayıp verdiği, sanıkların katılan tarafından kullanılmakta olan arabanın maliki olarak yaptıkları masraflar için katılandan 5000 TL bedelli
01/08/2007 vadeli bir bono daha aldıkları, taraflar arasında ortaya çıkan anlaşmazlık ve arabanın devrinin verilmemesi gibi nedenlerle sanıkların ikinci bonodaki meblağı “15.000 TL” haline getirip her iki bonoyu da 20.000 TL üzerinden icra takibine konu ettikleri iddia olunan olayda;
1) Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan bilirkişi incelemeleri ile mahkeme gözlemine göre, sanığın bonodaki meblağı değiştirip tahrif ettiğinin anlaşılması karşısında mahkemenin resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğuna dair kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2) Sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanıkların satın aldıkları ancak katılan tarafından kullanılmakta olan arabanın maliki olarak yaptıkları masraflar için katılandan teminat olarak aldıkları bono üzerinde sahtecilik yaptıktan sonra icra takibine konu ettikleri cihetle, unsurları itibarı ile oluşan suçtan sanıkların cezalandırılmaları yerine yazılı şekilde beraatlarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.