YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5748
KARAR NO : 2014/984
KARAR TARİHİ : 23.01.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.
Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabiir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumu sağlayacaktır.
Fikir ve eylem birliği içinde hareket ettikleri ileri sürülen sanıklardan … köylüsü olduğunu söylediği katılandan, katılan adına … Mahallesi 2011 ada … parselde kayıtlı arsanın “.. satışı, satış vaadinde bulunulması…” gibi yetkileri havi olarak aldığı Antalya … Noterliğinde 20.12.1991 tarihinde düzenlenmiş vekaletnameden aynı Noterliğinin 28.02.1994 tarihli azilnamesiyle azlediğildiğini haricen bilmesine rağmen diğer sanık … ile 2006 yılında bir araya gelip önce 18.01.2007 tarihinde anılan Noterlikten 20.12.1991 tarihli vekaletnamenin 1178 yevmiye nolu onaylı suretini temin etmeleri, ardından aralarında 27.10.1999 tarihinde düzenlenmiş gibi basit “gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi” düzenlemeleri, bu sözleşmenin sanık … tarafından Antalya 7. İcra Müdürlüğünün 2007/14874 Esas sayılı dosyasında borçlu olarak sanık … ve katılan … gösterilerek takibe konulması, ilerleyen aşamada 10.12.2007 tarihinde anılan taşınmazın haczine karar verilmesinin ve 06.02.2008 tarihinde de satışa çıkarılmasının sağlanması, ihale yoluyla şatışa başkaca alıcı çıkmadığından 54.600 TL bedelle alacağına mahsuben satışın sanık … adına gerçekleştirilmesi ve 26.03.2008 tarihinde ilgili Tapu Dairesine müzekkere yazılarak taşınmaz tescilinin sanık (…) Hakan adına sağlanması ve ertesi gün 27.03.2008 tarihinde de arsanız üçüncü şahıs …’ya sanık … tarafından resmi senetle satılması şeklinde gelişip gerçekleşen eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I) Yokluğunda verilip 03.02.2011 tarihinde usûlüne uygun olarak tebliğ edilen 24.12.2010 tarihli mahkûmiyet hükmüne yönelen sanık …’ın 25.04.2011 havale tarihli dilekçesiyle vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca “süre yönünden” REDDİNE,
II) “Nitelikli dolandırıcılık” suçundan hakkında verilen “mahkûmiyet” hükmüne yönelen sanık …’nın temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 23.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.