YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13838
KARAR NO : 2014/997
KARAR TARİHİ : 23.01.2014
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Şikayetçi vekilinin 09/10/2008 tarihli duruşmada kamu davasına katılma talebinde bulunmasına rağmen mahkeme tarafından müdahillik hususunda olumlu-olumsuz bir karar verilmemiş ise de ; CMK’nın 260/1. maddesi hükmü karşısında suçtan doğrudan doğruya zarar gören şikayetçi adına vekilinin kararı temyiz etme hakkı bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Şikayetçinin alacaklısı olduğu, borçlusu …, vade tarihi 25/02/2007 olan 2.500 TL bedelli bonoyu tahsil amacıyla …/… şubesine teslim etmesi, borçlunun ikametgah adresi gözetilerek senedin bankanın Adana/Merkez şubesine gönderilmesi, senedin protestosu ve fakat tahsil edilememesi sonrasında gönderen şubeye iade amacıyla 08/03/2007 tarihinde kargo şirketine dosya içinde verilmesi, evrakın 12/03/2007 günü Nevşehir şubesi güvenlik görevlisi olarak çalışan sanık tarafından teslim alınmasına rağmen “kaybolduğu – bulunamadığı” gibi gerekçelerle senedin hamili şikayetçiye geri verilmemesi eyleminin banka adına belge almaya, vermeye, işlem yapmaya yetkili olmayan sanık açısından “güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Kargo şirketinin kıymetli evrak taşıma yetkisinin bulunmadığı gönderide böyle bir evrakının olması sorumluluğunun göndericiye ait bulunduğu, dosya halinde gönderinin sanık tarafından alındığında kuşku bulunmasa da, bononun sanık veya başkası yararına kullanıldığına dair delil ve iddia olmadığı, sanığın öğle tatili esnasında aldığı gönderiyi mesai başladığında ilgili banka birimine verdiği savunmasının aksine delil olmadığı bu nedenlerle beraatine karar verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 23/01/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ:
Suç tarihinde … Nevşehir şubesinde güvenlik görevlisi olarak çalışan sanığın, Halkbank Adana Şubesi tarafından Aras Kargo marifetiyle aynı bankanın Nevşehir şubesine gönderilen ve içerisinde borçlusu … , alacaklısı … olan, 25/01/2007 vade tarihli emre muharrer senet bulunan koliyi çalıştığı bankanın yetkilisine verilmek üzere, kargo görevlisinden 12/03/2007 tarihinde teslim aldığı halde yetkililere teslim etmediği, bu suretle üzerine atılı güveni kötüye kullanmak suçunun sübut bulduğu, iddia sanığın ikrarı, koli teslim evrakı ile tüm delillerden anlaşılmakla;
Sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine; kargo şirketinin kıymetli evrak taşıma yetkisinin bulunmadığı, gönderide böyle bir evrakın olması halinde sorumluluğun göndericiye ait olduğu, bononun sanık veya başkası tarafından kullanıldığına dair delil ve iddianın bulunmadığı şeklinde suçun sübutuna engel teşkil etmeyen ve yasal olmayan gerekçelerle beraatine dair kararın bozulması gerekirken, onanması yönündeki çoğunluk görüşüne karşıyım. 23/01/2014