YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13460
KARAR NO : 2014/1014
KARAR TARİHİ : 23.01.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşların zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Kardeş olan sanıkların, Konya Numune Hastahanesi tarafından 26.8.2008 tarih ve … kayıt numarası ile sanık … adına düzenlenen reçeteye sanık … adına düzenlenmiş bandrolü yapıştırarak tanık …’ın yetkilisi olduğu Numune Optik isimli iş yerine gözlük almak için gittikleri, reçeteyi tanık …’e verdikleri, tanığın bir saat sonra gözlüğün hazır olacağını, o zaman gelip almalarını söylemesi üzerine sanıkların iş yerinden ayrıldıkları, akabinde tanık Kamil’in suça konu reçeteyi incelediğinde, reçetenin eski ve fakat üzerine yapıştırılmış olan bandrolün yeni tarihli olmasının, ayrıca reçetede yazılan yakın gözlüğüne ilişkin numaranın kırk yaş üzeri için yazılması, reçeteyi getiren sanıkların bu yaşta olmamalarının dikkatini çekmesi üzerine konuyu araştırmak amacıyla söz konusu reçeteyi, reçete üzerinde ismi bulunan Doktor …’a gönderdiği, bunun üzerine olayın ortaya çıkıp tutanak düzenlenerek suç duyurusunda bulunulduğunun iddia edildiği olayda, sanıklar tarafından sanık …’ın gözlük reçetesinin üzerine kardeşi olan diğer sanık …’ın muayenesine ilişkin bandrolün yapıştırıldığı, ancak durumun ilk bakışta kolaylıkla anlaşıldığı ve tutanak tanzim edildiği, sanıklar tarafından yapıldığı iddia edilen sahteciliğin iğfal kabiliyetinin olmadığı, dolandırıcılık suçu açısından eylemin hile boyutuna ulaşmadığı bu nedenle atılı suçların unsurları itibariyle oluşmadıkları gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 23.01.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.