Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8373 E. 2014/2094 K. 06.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8373
KARAR NO : 2014/2094
KARAR TARİHİ : 06.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan …’un, diğer katılan …’in şirketi adına kayıtlı olup fiilen kendisinin kullandığı aracını internet ilanı ile satılığa çıkarttığı, temyiz dışı sanık …’ün telefon açarak aracı satın almak istediğini söylediği, katılanın Gemlik’e geldiği, …’ün aracı beğendiğini söyleyerek 30.000,00 TL bedel karşılığında satın almayı kabul etmesi üzerine katılanın malik olarak görünen şirketin yetkilisi olan diğer katılan …’dan vekâletname alıp tüm belgeler ile birlikte tekrar Gemlik’e geldiği, sanıkların yaptıkları plan dâhilinde katılana güven telkin etmek amacıyla işyeri sahibi oldukları kanaatini uyandıracak şekilde tanık …’ye ait olup içerisinde kiracı olarak bulunan tanık …’ün şarküteri dükkânını devralmak istediklerini söyleyerek 300,00 TL kapora verdikleri, katılanı bu işyerinde karşılayıp, temyiz dışı sanık … ile birlikte şarküteride bırakarak, sanık … ile temyiz dışı sanık …’ün birlikte aracı ve evrakları alıp parayı getirmeye gittiklerini söyledikleri, bir süre sonra katılandan parasını almak üzere …Bankasına gelmesini istedikleri, katılanın bankada bulamadığı sanık … ile temyiz dışı sanık …’ün bu kez de fon bozdurduklarını söyleyerek … Bank’a gelmesini istedikleri, katılanın burada da sanıkları bulamaması üzerine, … Postanesi’ne gelmesini, en son olarak da işyerlerinde beklemesini istedikleri, katılanın sanıkların işyerine gittiğinde kapalı olduğunu gördüğü, aracın aynı gün … Noterliği’nde sanık …’a satışının yapıldığını öğrendiği somut olayda; katılanın sanığı satış sözleşmesi üzerindeki fotoğrafından teşhis ettiğine dair beyanı, satış sözleşmesi içeriği ve tanık …’ün sanıkların işyerini kiralamalarına rağmen terk edip gittiklerini söylemesi karşısında dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 100 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.