YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28529
KARAR NO : 2014/34489
KARAR TARİHİ : 03.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma, mühür bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanık … hakkında mühür bozma suçu bakımından yapılan incelemede;
6352 sayılı Kanunun 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca dosyanın iadesinin sadece elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümle ilgili olup, mühür bozma suçundan kurulan ilk hüküm ve bu hükme karşı yapılan temyiz başvuruları geçerli olduğundan, sanık …’in mühür bozma suçundan kurulan 04/05/2009 tarih, 2006/580 esas ve 2009/339 karar sayılı hükme yönelik temyiz talebinin incelemesinde;
5237 sayılı TCK’nun 50/5. maddesinde öngörülen düzenlemeye göre, hükmolunan cezanın türü ve miktarına göre, 1412 sayılı CMUK’nun 5219 sayılı Yasa ile değişik 305/1 maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince sanık …’in temyiz talebinin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
B-Hükümlü … hakkında karşılıksız yararlanma suçu bakımından yapılan incelemede;
Hükümlü … hakkında hırsızlık suçundan kurulan 04.05.2009 tarihli mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra, 02.07.2012 tarihinde kabul edilerek 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun uyarınca mahkemece verilen 28.01.2013 tarihli kararın katılan vekili tarafından temyiz edildiği belirlenerek yapılan incelemede;
Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2011 gün, 66-96 sayılı kararında da açıklandığı gibi, 01 Haziran 2005 tarihinden sonra gerçekleştirilen yasa değişiklikleri nedeniyle uyarlama yargılamasının tabi olacağı ilkelerin 5252 sayılı Yasanın 9. maddesine göre değil, 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98. ilâ 101. maddelerine göre belirlenmesi gerektiği, uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolunun ise 5275 sayılı Yasanın 101/3. fıkrası uyarınca itiraz yasa yolu olduğu, bu kararların temyizi mümkün olmadığından, 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, katılan vekilinin dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
C-Sanık … hakkında karşılıksız yararlanma suçu bakımından yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nun 170/1. maddesi uyarınca kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. Ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması şarttır. Aynı yasanın 170. maddesinin 4. fıkrasına uyarınca; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.
CMK’nun 225. maddesi uyarınca da; hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Hükmün konusu iddianamede açıklanan maddi eylemdir.
İddia makamı soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe olduğuna kanaat getiriyorsa, düzenlediği iddianame ile CMK’nun 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan eylem veya eylemlerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık da; iddianamede anlatılan olaya göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir. Mahkeme, iddianamede açıklanan eylem dışına çıkarak, dava konusu yapılmayan bir eylemden dolayı hüküm kuramaz.
Ceza muhakamesi mevzuatımıza göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması açıkça yasaya aykırılık oluşturacaktır. İddianamede anlatılan ve kapsamı belirlenen olayın dışında bir fail veya eylemin yargılanması söz konusu olduğunda ise, mahkemece suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.
Somut olayımızda ise; Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09.05.2007 tarihli ek iddianame içeriğine göre, sanığın 17.10.2005 tarihinde şikayetçi kurum tarafından konulmuş su sayacından kaçak su kullandığından bahisle hırsızlık suçunu işlediği anlatılmaktadır. Nitekim sanığın su sayacı 17.10.2005 tarihinde kurum tarafından sökülmüş ve bu tarihe kadar sayaçlı su kullanmıştır. Dosyada 17.10.2005 tarihine kadar kurumca düzenlenen su kapatma tutanakları haricince kaçak su tespit tutanağı da bulunmamaktadır. Oysa dosyada sanığın 27.12.2005, 30.12.2005 ve 29.05.2006 tarihlerinde sayaçsız su kullandığına dair kaçak su tespit tutanakları bulunmaktadır ve bu tutanaklar iddianameye konu edilmemiştir. Bu tutanaklarla ilgili kamu davası açılmadığından dava zamanaşımı süresi de dolmuştur. İddianameye konu kaçak su tespit tutanağına dahil olmayan eylemle ilgili de mahkeme beraat kararı vermiştir. Bu nedenle tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye, takdire, iddiaya dayanak sayaçtan su kullanılması dışında, sayaca yapılan tüketimi kaydetmesine engel olacak bir müdahalede bulunulduğuna, eksik kayda, tüketimin düşürülmesine veya sayacın kullanıcı tarafından sıklıkla değiştirilerek kullanıldığına dair hiçbir tespit yer almadığının, soruşturma evresinde de karşılıksız yararlanmayı ortaya koyan delil toplanmadığının anlaşılmasına göre, katılan vekilinin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun ve takdire dayalı bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, 03.12.2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.