YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/370
KARAR NO : 2014/2171
KARAR TARİHİ : 06.02.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır.5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka,48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; sanıkların … LTD. Şti.nin ortağı oldukları, katılan bankadan kredi alan firmanın yetkilisi sanık … hakkında kredi borcunun ödenmemesi sonucunda, sanığın bankaya verdiği …’un borçlusu olduğu, 15.10.2007 tarihli, 27.200 TL bedelli senedin, sanıklar tarafından sahte olarak düzenlendiği ve şirketlerine kredi temin edebilmek için menfaat temin ettikleri iddia edilen olayda, sanıkların Çiğli de faaliyet gösteren… Giyim Turizm San. Tic. Ltd Şti’nin %50 palı iki ortağı oldukları, sanık …’in aynı zamanda şirketin sorumlu müdürü olduğu, şirketin nakit ihtiyacı için kredi kullanılmak üzere sanıkların… Bankası Çiğli Şubesine başvurdukları ve 06.06.2006 tarihli 30000 TL’lik genel ticari kredi sözleşmesine müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları ayrıca kredi limitinin artırılmasına ilişkin ek kredi sözleşmeleri imzaladıkları, çekilecek krediye teminat olmak 60.000 TL değerdeki bir adet taşınmazı gösterdikleri, suça konu bonoların ise teminat değil tahsil amaçlı olduğu ve tahsil için bankaya ibraz edildiği sırada banka tarafından yürüyen bu kredi ilişkisi çerçevesinde el konularak icra yolu ile tahsili cihetine gidildiği ancak bonoların sahteliğinin anlaşılmasıyla sanıklar hakkında çekilen krediye teminat gösterildiği iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğu, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 2006 tarihi olduğu suça konu bonoların 2007 tarihinde tanzim edildiği açıkça görülmekte olup bonoların kredi açılması için teminat olarak kullanıldığı iddiası geçerli olmayıp önceden doğan kredi borcuna karşılık olarak verilmesi nedeniyle sanıkların atılı nitelikli dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı beraatlarına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,06.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.