Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8705 E. 2014/2178 K. 10.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8705
KARAR NO : 2014/2178
KARAR TARİHİ : 10.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, asker arkadaşı olan ve askerlikten sonra da zaman zaman görüştüğü katılanı telefonla arayarak, define bulduğunu, ancak bulduğu altınları bozdurması için zaman gerektiğini, bu süreç içerisinde de kendisine borç para lazım olduğunu, şayet ona borç para verdiği takdirde borcunu daha sonra fazlasıyla ödeyeceğini, isterse gelip altınları görebileceğini söylediği, katılanın da kardeşi ile birlikte sanığın oturduğu Yalova’ya gittiği, sanığın, katılan ve kardeşine, içinde sahte altınların olduğu bir çantayı gösterip onu ve kardeşini define bulduğu yönünde inandırdığı, katılana da bir adet gerçek numune altın verdiği, altını kuyumcuya gösterdikten sonra gerçek olduğunu öğrenen katılanın, sanığı yanına çağırarak parayı vereceğini
söylediği, sanığın da, yanındaki iki kişiyle birlikte katılanı bir binanın önüne çağırdığı, 17.000 TL parayı aldıktan sonra, altınları ve parayı getirme bahanesiyle binanın içine giren sanık ve arkadaşlarının arka kapıdan kaçtıkları, uzun süre bekleyen katılanın dolandırıldığını anladığı, böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçeye dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”100 gün”, ”83 gün” ve ”1.660 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ”5 gün”, ”4 gün” ve ”80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.