YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8405
KARAR NO : 2014/2215
KARAR TARİHİ : 10.02.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecelik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin
uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Somut olayda; katılanın mali müşavir olan sanığa geçmiş yıllara ait vergi borçlarının takibi, beyanname verilerek ödenmesi hususunda vekaletname verdiği, sanığın buna göre 2001-2006 yılları arasındaki döneme ilişkin düzenlediği beyannameleri vergi dairesine vererek gerçekte yatırdığı vergi makbuzlarının kendisinde kalan ikinci nüshalarında tahrifat yaparak ve gerçeğe aykırı sahte makbuz oluşturarak, bu sahte belgeleri kullanmak suretiyle daha fazla vergi yatırmış gibi hile ile katılandan 6.743.91 TL fazladan para alarak dolandırdığı, resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, aşağıda yazılı hususlar dışında, sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 53/1 maddesi uygulanmamış ise de hapis cezasıyla mahkumiyetin doğal sonucu olarak infaz aşamasında karar alınması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak.
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde, 5083 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04/04/2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi gereğince adli para cezasının ‘TL ‘ yerine YTL olarak belirlenmesi, bozmayı gerektirmiş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde ‘YTL’ ibaresi çıkartılarak yerine ‘TL’ ibaresi eklenmek suretiyle, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün DOĞRUDAN, dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün ise DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/02/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.