Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/68 E. 2014/2220 K. 10.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/68
KARAR NO : 2014/2220
KARAR TARİHİ : 10.02.2014

Dolandırıcılık suçundan sanıklar …, ‘un TCK’nın 157/1, 43, 62, 52/2. maddeleri gereğince cezalandırılmasına dair Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin 27/03/2013 tarih ve 2013/26 esas, 2013/267 karar sayılı mahkumiyetine dair kararın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/320665 sayılı tebliğnamesiyle onama ve bozulması istemi üzerine, Dairemizin 09/12/2013 gün ve 2013/27932 esas, 2013/19328 karar sayılı ilamıyla kararda uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi nedeniyle CMK’nın 322/6. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiş olup,
Yargıtay C. Başsavcılığınca 03.01.2014 gün ve 2013/320665 sayılı itirazname ile, dolandırıcılık suçu yönünden temel ceza belirlenirken uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi CMK’nın 322/6. maddesine aykırı ise de, bu hususun başka bozma sebebi var ise bozma nedeni yapılması, yok ise hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu düşüncesiyle itiraz yoluna gidilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine incelenerek gereği düşünüldü.
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
2-Dairemizin 09.12.2013 gün ve 2013/27932 esas 2013/19328 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;
Katılanların temyiz dilekçeleri içeriğinden, yalnızca sanıklardan … hakkındaki hükmün aleyhte temyiz olunduğunun kabulü ile yapılan incelemede, sanıklar …, haklarında kurulan hükümlerde oluş ve kabule göre dolandırıcılık eyleminin mağdur sayısınca suç oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde teselsül hükümleri uygulanarak eksik ceza tayin edilmesi aleyhte temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; olay tarihinde sanıkların birlikte hareket ederek, yaşlılık aylığı, hasta bakım maaşı almak ve emeklilik işlemlerinin sonuçlandırılması için kendilerine ulaşarak yardım isteyen kişilerden, “işlemlerinizi takip ederiz, tanıdıklarımız var, maaş bağlatırız” diye ikna etmek suretiyle katılanlardan değişik miktarlarda paralar almak suretiyle dolandırdıkları iddialarıyla açılan davada, dosya içeriğine göre sanıkların sabit görülen eylemlerinin dolandırıcılık olarak kabulü ile mahkumiyetlerine dair mahkemenin kabulünde aşağıda yazılı nedenler dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-)…, haklarında kurulan hükümlerin incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mahkemece, sanıklar haklarında kurulan hükümlerde, dolandırıcılık eylemlerinin sabit bulunduğu kabul edilirken, ceza tayin edilen temel kanun maddesinin kısa ve gerekçeli kararda gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirdiğinden, hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’nın 322/3. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar haklarında temel ceza tayin edilen hüküm fıkralarına “TCK’nın 157/1. maddesi uyarınca” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-)Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1-)Mahkemece, sanık hakkında kurulan hükümde, dolandırıcılık eylemlerinin sabit bulunduğu kabul edilirken, ceza tayin edilen temel kanun maddesinin kısa ve gerekçeli kararda gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
2-)5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinde “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir, yine 43/2. fıkrada ise “aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da 1. fıkra hükmü uygulanır” düzenlemeleri karşısında, olayımızda farklı mağdurlara karşı ve farklı zamanlarda gerçekleştiği kabul edilen dolandırıcılık eylemlerinin mağdur kişi sayısınca ayrı suç oluşturacağının kabulü yerine yazılı şekilde teselsül hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılanların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321 maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.