Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/32185 E. 2014/1130 K. 27.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/32185
KARAR NO : 2014/1130
KARAR TARİHİ : 27.01.2014

Dolandırıcılık suçundan şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28/02//2013 tarihli ve 2012/20833 soruşturma, 2013/2510 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/03/2013 tarihli ve 2013/373 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18.11.2013 gün ve 2013/17126/70065 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.12.2013 gün ve 2013/373989 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, soruşturma aşamasında ifadesi saptanan Çetin Demir’in, abisi …’in bayana bir tokat attığını belirttiği gibi şüpheli …’in de müdafii huzurunda şikâyetçiye bir anlık sinirle tokat attığını ifade ettiği, Cumhuriyet Savcılığında da ifadesini teyit ettiği, şikâyetçiye ait 06/10/2010 tarihli genel adli muayene raporunda, sağ göz kapağı-gözünde morluk, her iki dizde ekimoz, sol kolda yaygın morluk sol sırtta morluk olduğunun ifade edildiği, ortopedi muayene notunda sol el 5. parmakta ve sol kalça üzerinde ekimoz mevcut olduğunun belirlendiği, ancak yaralamanın niteliğinin genel adli muayane raporunda belirtilmediği, Malatya Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 02/11/2012 tarihli raporunda kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun belirtildiği ve bir kısım yaralanmanın genel adli muayene raporunda okunamadığının belirtilmesine karşılık bu hususta bir açıklatma ve araştırma yapılmadığı, şikâyetçinin ibraz ettiği faturalara ilişkin olarak şüpheli … ile aynı evde daha önce birlikte yaşayıp yaşamadığına yönelik bir araştırma yapılmadığı, şikâyetçinin 23/10/2012 tarihli ifadesi ile 02/11/2012 tarihli dilekçesine göre 09/10/2012 tarihli şikâyetten vazgeçme dilekçesinin baskı altında verildiğine ilişkin iddiaların araştırılmadığı, Türkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin 20/02/2013 tarihli yazısında şikâyetçi adına kayıtlı olan hatla ilgili 06/10/2012 tarihinde simkart değişikliği yapıldığının tespit edildiği bildirildiği hâlde soruşturma aşamasında yapılan ihbarlarla veya kayıtlarla ilgili bir araştırma yapılmadığı gibi 05/10/2012 günü saat 19.40 sıralarında 155 ihbar otomasyon sistemi kaydı ses kayıt cihazı arşiv kaydı ile ilgili ne tür bir işlem ya da araştırma yapıldığının saptanmadığı, soruşturma aşamasında yeterli araştırma yapılmadığı,
Dosyaya mübrez CD’de dahil olmak üzere taraflarca sunulanlardan delil değerini haiz olanlar ile sanıklara isnat edilen suça ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yarar her türlü delilin re’sen ve etraflıca araştırılıp ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 29.12.2011 gün ve 2011/Bşk-42-42 Esas-Karar sayılı kararında belirlendiği gibi 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde; “Daireler arasında iş bölümünün belirlenmesinde dava açılan belgedeki nitelendirme esas alınır. Açıklama ile sevk maddelerinin uyumsuz olduğu durumlarda, açıklamaya itibar edilir,” (b) bendinde de; “çeşitli suçlara ait davalarda suçların en ağırını incelemeye yetkili olan daire görevlidir.
Dosya incelendi, kanun yararına bozma istemine dair tebliğname içeriğinde her ne kadar suç dolandırıcılık olarak gösterilmiş ise de, gerek şikâyet dilekçesi gerekse Malatya C. Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında şüphelilere atılı suçun dolandırıcılık olmayıp, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak, tehdit ve kasten yaralama olduğunun anlaşılması karşısında,
Çeşitli suçlara ilişkin açılan davalardan en ağırı saptanırken, hapis cezasının üst sınırı daha fazla olan suça ilişkin dava daha ağır kabul edilmeli, üst sınırların eşit olması halinde bu kez alt sınırı daha fazla hapsi gerektiren suça ilişkin davanın daha ağır olduğu sonucuna varılmalıdır. Hapis cezası ile birlikte öngörülen adli para cezaları ise, her iki suça ilişkin hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının eşit olması halinde dikkate alınmalıdır, hükmünü amirdir.
İncelenen evrak içeriğine göre; incelemeye konu suçlardan kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak TCK’nın 109/1. maddesine göre bir yıldan beş yıla kadar hapis, tehdit suçu 106. maddeye göre altı aya kadar hapis ve kasten yarama suçunun ise 86/2. madde uyarınca dört aydan bir yıla kadar hapis cezasından ibaret olduğu gözetildiğinde,
Yargıtay Kanununun Değişik 14. maddesi gereğince incelemenin Yüksek (14.) Ceza Dairesinin görevi dâhilinde olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili daireye gönderilmesine, 27.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.