Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8174 E. 2014/1175 K. 27.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8174
KARAR NO : 2014/1175
KARAR TARİHİ : 27.01.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanların, 01.11.2006 tarihinde, katılan …’ın oğlu olan …’ın hakkında devam eden ceza yargılamasına ilişkin duruşmasını izledikten sonra adliye binasının önünde bulundukları sırada yanlarına gelen sanığın, katılan …’nin cezaevindeki oğlu…’in bulunduğu koğuştaki bir arkadaşının avukatı olarak kendisini tanıtarak, …’ın adliyeye 80 TL borcu bulunduğunu belirtmek suretiyle, katılan …’dan 80 TL para aldığı; ayrıca sanığın, katılan …’ın sigorta emeklilik işlerini halledeceğini belirterek oradan ayrıldıktan bir gün sonra katılan …’ı telefon ile arayıp, emeklilik işlemlerinin tamamlanması için 1200 TL paranın gerektiğini söylemesi üzerine, katılan …’ın, 1200 TL parayı sanığa elden teslim ettiği, bir gün sonra sanığın, tekrar katılanı arayarak paranın yetmediğini belirtip, 365 TL para daha istediği, katılanın 365 TL parayı da sanığa elden verdiği, katılanların sonrasında yaptıkları araştırma
neticesinde sanığın avukat olmadığını öğrendikleri, bu şekilde sanığın, her iki katılanı kandırarak haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda; oluşa, sanığın savunmalarına, katılanların aşamalardaki beyanlarına, teşhis tutanaklarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, katılanlara yönelik bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, katılan …’dan bir gün aralıklarla olmak üzere birden fazla kez para almak suretiyle, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek, değişik zamanlarda birden fazla kez menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Adli para cezalarının 5083 Sayılı kanun’un 1. maddesi ile 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04/04/2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.