Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/861 E. 2014/1180 K. 27.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/861
KARAR NO : 2014/1180
KARAR TARİHİ : 27.01.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, basit dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı yasanın 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Katılan ile sanık …’nın aynı iş yerinden arkadaş oldukları ve ailece görüştükleri, katılanın ev satın almak istediğini öğrenen sanıkların, Eryaman’da yapımına başladıkları inşaattan bir daire satmayı katılana teklif ettikleri, pazarlık yaparak bu konuda anlaşmaya vardıkları, sanık …’nın, daireyi satın alması konusunda katılanı ikna etmek suretiyle olaya dahil olduğu, 30 bin TL’lik kısmı peşin, kalan bakiye 50 bin TL’lik kısmının ise anahtar tesliminden sonra banka kredisi ile ödeneceği hususunda anlaşmaya varıldığı ve sanıkların, hissedarları olarak sahibi oldukları … İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına düzenledikleri daire satım sözleşmesini sanık … aracılığıyla katılana gönderdikleri, katılan tarafından imzalanan sözleşmeye istinaden, 30000 TL paranın katılan tarafından peşin olarak ödendiği, 2006 yılının Eylül ayında dairenin kaba inşaatının bitmesine rağmen sanık …’ın anlaşmaya aykırı olarak geri kalan paranın da ödenmesini istediği, katılanın ise dairenin anahtar teslimi aşamasına geldiğinde kalan parayı ödeyeceğini belirterek kalan borcunu ödemediği, sanık …’nın söz konusu daireyi başkasına satıp, başta peşin olarak katılan tarafından ödenen parayı iade etmeyi teklif ettiği, katılanın bu teklifi kabul ederek, sanık …’nın söz konusu daireyi satılığa çıkarmasına rıza gösterdiği; ancak uzun bir süre dairenin satışından haber alamayan katılanın, yaptığı araştırmada; dairenin sanık …’nın kardeşine satıldığını öğrendiğinde, peşin ödediği parasının iadesini istediği, sanık …’nın 4 adet 10000 TL’lik senetler düzenleyerek katılana verdiği, senet bedellerinin de süresinde ödemeyerek sanıkların haksız menfaat temin etmek suretiyle üzerlerine atılı olan suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanıklar müdafii tarafından yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanıklara 18.03.2010 tarihinde tefhim olunan beraat hükmüne yönelik, sanıklar müdafinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 10.05.2010 tarihli temyiz başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2-Katılan vekili tarafından yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, daire satım sözleşmesine, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıklar ile katılan arasında daire alımı satımı hususunda anlaşma yapılarak sözleşme imzalandığı, sözleşme içeriğine göre dairenin ödemesinin ne zaman gerçekleşeceği hususunda bir ihtilafın yaşandığı, dairenin kaba inşaatının bitmesi üzerine sanık … tarafından kalan 50000 TL’lik borcun ödenmesinin istendiği, katılanın, henüz anahtar teslimi aşamasına gelinmediğinden kalan borcunu ödemediği, bu nedenle dairenin başka bir kişiye satımına her iki tarafın da rıza gösterdiği, dairenin sanık …’ın kardeşine satıldığı ve katılanın, başta peşin olarak ödediği parasının iadesini sanıktan istediğinde, sanık …’nın, 4 adet senet düzenleyerek katılana verdiği; ancak; sanığın senet bedelini de ödemediği sabit olmakla; sanık …’nın, sözleşmeye aykırı davranması dışında dolandırıcılık suçunu oluşturabilecek hileli hareketler sergilediğine ilişkin somut ve kesin bir delil elde edilemediği, sanık …’nın da dolandırıcılık niteliğinde herhangi bir eylemde bulunduğuna dair bir delilin bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki nitelikte olduğu ve dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığının anlaşılması karşısında; sanıkların beraatlerine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 27/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.