YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16064
KARAR NO : 2014/2299
KARAR TARİHİ : 10.02.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklardan …’in, 23.06.2005 tarihinde kendisine ve bakmakla yükümlü olduğu… ile eşi olan diğer sanık … …’e, yeşil kart çıkarttığı ve her yıl yoklama yaptırdığı, ayrıca suça konu yeşil kartların çeşitli muayene ve tedavilerde kullanıldıkları, 2008 yılında yapılan araştırmada sanık …’in şirket ortağı olduğunun anlaşılması üzerine Edirne Valiliği İdare Kurulu’nun 08.01.2009 tarihli, 2009/40 sayılı kararı ile verilen yeşil kartların iptal edildiği, bu şekilde sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; …’in şirket ortaklığı dışında sanıkların yeşil kart almalarına mani ekonomik durumlarının olduğuna dair bir delilin elde edilemediği, bu haliyle yeşil kart almaya hak kazandıkları, sanık …’in şirket ortaklığının 2007 yılında sona erdiği, kaldı ki, sanık …’in şirket ortaklığı nedeniyle Bağkur’lu olabileceğinden ve tedavi masraflarının buradan karşılanması gerekeceğinden bu durumda dahi kamu zararından söz edilemeyeceği, sanık …’in şirket ortaklığının kâğıt üzerinde kaldığı yolundaki ve sanık …’in yeşil kart için eşinin haberi olmaksızın ve şirket ortağı olduğunu bilmeksizin başvuruda bulunduğu yönündeki savunmalarının aksine delilin de mevcut olmadığı hususları gözetilerek, sanıklar hakkında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.