YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12889
KARAR NO : 2014/1226
KARAR TARİHİ : 27.01.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıklar … ve …’in, otobüs durağına gittiklerinde mağdur …’ın kullandığı EGO’ya ait otobüsün hareket etmesi nedeniyle araca binemedikleri, sanıkların otobüsün peşinden koşup kapıya vurarak durmasını istedikleri, …’ın aracı durdurmasına rağmen kapıyı açmadığı ve yeniden hareket ettiği, bunun üzerine … ve …’in otobüse tekme ve yumruklar ile vurarak zarar verdikleri, araca zarar verilmesi nedeniyle aracı durdurmak zorunda kalan mağdur …’ın kapıyı açtığı ve aşağıya indiğinde aralarında kavga etmeye başladıkları, …’ın arkadaşı ve otobüs şoförlüğü yapan şikayetçi …’in de kavgaya katılarak … ve …’e vurduğu, kavga sırasında … ve …’un …’e “seni sinkaf edeceğiz, yakalayıp döveceğiz, çalıştırmayacağız, siz bittiniz” şeklinde tehditte bulundukları, olay yerine polislerin gelmesinden sonra …’ın şikayetçi olduğunu söylemesi üzerine sanık …’in, …’a “seni öldüreceğiz, her gün döveceğiz bundan sonrasını sen düşün” diye tehdit ettiği, otobüs üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen görgü tespit tutanağında aracın depo kapağının zarar görmesi nedeniyle tam kapanmadığı ve aracın kaportası üzerinde muhtelif yerlerde çizikler olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından, sanıkların eylemlerinin mala zarar verme ve tehdit suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur. Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün olmadığından, bu yönden bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ile sanık …’un yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 27.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.