YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15793
KARAR NO : 2014/5090
KARAR TARİHİ : 19.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, kasten yaralama, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Katılan-sanık …’in arabasını garajına park ederken trafikte sıkışıklık meydana gelmesi üzerine diğer katılan-sanık … ile tartışmaya başladıkları ve karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri, …’nin arabasından aldığı levye ile …’in arabasının camını kırdığı, saldırarak …’i etkisi basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, katılan-sanık …’in ise ele geçmeyen bıçak ile…’yi etkisi basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı olayda, “mala zarar verme”, “kasten yaralama” suçlarının oluştuğuna yönelik kabul ile, sanıkların hakaret suçunu karşılıklı olarak işlemiş olmaları karşısında haklarında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1) Katılan-sanık … hakkında mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık … vekili ve katılan sanık …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2) Katılan-sanıklar … ve … hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı ve katılanın dosyaya yansıyan maddi bir zararının da bulunmadığı gözetilmeden sanıkların birbirlerine karşı işledikleri suçlarda zararın giderilmediği şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kabule göre;
b) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan temel ceza 5237 sayılı TCK’nın 86/3-e maddesi gereğince artırıldığında 6 ay hapis cezası yerine 1 yıl 6 ay hapis cezası belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık … vekili ve katılan sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.