Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13223 E. 2014/5641 K. 26.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13223
KARAR NO : 2014/5641
KARAR TARİHİ : 26.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’in, katılana ait mobilya mağazasına giderek inşaat sektöründe çalıştığını, evini …’ya getireceğini ve koltuk takımına ihtiyacı olduğunu söyleyerek … isimli bir kişiyi de kefil gösterip 1.500 TL değerinde koltuk takımı satın aldığı, 150 TL nakit verip 1.350 TL’lik de senet imzaladığı, daha sonra satın aldığı koltuk takımını getirdiği araca yükleyip itfaiye meydanında ikinci el eşya alım satım işiyle uğraşan ve temyiz kapsamında olmayan diğer sanık …’a değerinin altında sattığı, bir süre sonra sanık …’in, temyiz kapsamında olmayan diğer sanıklar .., … ve … ile birlikte tekrar katılana ait mağazaya gittikleri, toplamda 15.400 TL’lik eşya satın aldıkları, karşılığında birbirlerine kefil olarak senet imzalayıp verdikleri, eşyaları da daha önceden değişik yerlerden kiraladıkları evlere getirilmesini sağladıkları, sanıkların eşyaları tekrar kiraladıkları evlerden alarak yine diğer sanık …’a sattıkları, kiralamış oldukları evlerin anahtarlarını kapı üzerinde bırakarak ortadan kayboldukları, senet borçlarını ödemedikleri gibi satın aldıkları eşyaları da iade etmedikleri sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
TCK’nın 51/3. fıkrasında, cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirleneceği ve bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamayacağının belirtilmesine rağmen, 1 yıl 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında 1 yıl denetim süresi belirlenmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 8 gün olarak tayin edilmesi,
2- TCK’nın 53/3. fıkrasında, mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğu hükümlerinin uygulanmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK’nın 53/1-c. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılması; ayrıca adli para cezasına ilişkin sırasıyla “8 gün”, “10 gün” , “8 gün” ve “160 TL” ibarelerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün” , “5 gün “ ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 26.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.