YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8582
KARAR NO : 2014/2331
KARAR TARİHİ : 11.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın suç tarihinde, şöför olarak çalıştığı …plakalı taksiye yolcu olarak binen şikayetçiyi, hileli davranışları ile aldatıp önceki verdiği 20 TL parayı kenarı yırtık diye iade edip, sonra aldığı 100 TL yi de almadığını belirterek kandırdığı ve bu şekildeki eylemi ile kendisine yarar sağlayarak dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; sanığın, şikayetçinin beyanında geçen Volkswagen Bora marka takside şoför olarak suç tarihinde çalıştığı, suç saatinde taksi durağından ayrıldığını belirttiği dikkate alındığında söz konusu yerde çalıştığının anlaşıldığı, şikayetçinin taksiye binmeden önce cüzdanındaki paranın tam miktarını hatırladığı, ne kadar tutacağını da bildiği ve buna göre taksiye binmeden önce bozuk parayı da hazırladığı, araç içinde sanığa verdiği,
şikayetçinin kafa karışıklığından istifade ederek sanki 20 TL vermiş gibi para üzeri verdiği, şikayetçinin ancak araçtan indikten sonra cüzdanına baktığında 100 TL’sinin olmadığını görünce dolandırıldığını anladığı, yaptırılan teşhis sırasında da sanığı kesin ve net olarak teşhis ettiğini belirttiği, böylece sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanması sırasında adli sicil kaydındaki hangi mahkumiyet ilamının tekerrüre esas alındığının belirtilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına paragrafın hükümden çıkartılarak yerine “Sanık hakkında adli sicil kaydındaki tekerrüre esas Ankara 11.Asliye Ceza Mahkemesinin 03.10.2006 tarih, 2006/131 Esas, 2006/722 Karar, 15.05.2008 kesinleşme tarihli ilamı nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7. maddesi gereğince mükerirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” fıkrasının eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.